13 Eylül 2013 Cuma

Yorum: Inception (2010)


Tür: Aksiyon, Bilim Kurgu, Gizem, Macera
IMDb Puanı: 8,8 (817.772 oy)
Türkçe Adı: Başlangıç
Yönetmen: Christopher Nolan
Oyuncular: Leonardo DiCaprio, Joseph Gordon-Levitt, Ellen Page, Tom Hardy, Ken Watanabe
Vizyon Tarihi: 30 Temmuz 2010
Süre: 148 dk
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır. Uzmanlık alanı, zihnin en savunmasız olduğu rüya görme anında, bilinçaltının derinliklerindeki değerli sırları çekip çıkarmak ve onları çalmaktır. Cobb’un bu ender mahareti, onu kurumsal casusluğun tehlikeli yeni dünyasında aranan bir oyuncu yapmıştır. Ancak, aynı zamanda bu durum onu uluslararası bir kaçak yapmış ve sevdiği her şeye mal olmuştur.

Cobb’a içinde bulunduğu durumdan kurtulmasını sağlayacak bir fırsat sunulur. Ona hayatını geri verebilecek son bir iş; tabi eğer imkansız başlangıcı tamamlayabilirse... Mükemmel soygun yerine, Cobb ve takımındaki profesyoneller bu sefer tam tersini yapmak zorundadır; görevleri bir fikri çalmak değil onu yerleştirmektir. Eğer başarırlarsa, mükemmel suç bu olacaktır.

Ama ne dikkatle yapılan planlamalar, ne de uzmanlıkları, onları, her hareketlerini önceden tahmin ettiği anlaşılan tehlikeli düşmanlarına karşı hazırlıklı kılabilir. Bu, gelişini sadece Cobb’un görebildiği bir düşmandır.
Böyle, kurgusunun derinliği beynimi yakan filmleri seviyorum :) Inception da bu tarz filmlerden. Filmi yazın sonlarına doğru izleme şansım oldu. Dün bilgisayarın başına oturup yorumunu yazmak istediğimde filmin detaylarını pek hatırlamadığım için filmi tekrar izledim. İlk izleyişimde farkına varmadığım birkaç noktanın olduğunu gördüm. Filmi bitirince anladım ki Inception, sıkılmadan tekrar tekrar izleyeceğim filmler kategorisinde ilk sıralarda!

Konuya/kurguya upuzun bir paragraf ayırmak isterdim. Fakat ben açıklamaya çalıştıkça, kurgunun yoğunluğunun bozulacağını düşünüyorum. Inception'ın uzun uzun açıklanmaya çalışıldığı takdirde yine de anlamı tam olarak anlaşılmayacak bir kurgusu var. Filmi ikinci izleyişimde bile kurgunun bazı noktalarını kaçırdığımı hissediyorum. Film, milyon kere izlesem de izlemekten bıkmayacağım, her izleyişimde mutlaka daha önce fark edemediğim bazı detayları anlayacağım bir kurguya sahip. Bir insana, rüyada fikir aşılama düşüncesinin, özgünlüğün uç noktasında olmasına değinmiyorum bile. Kurguyu oluşturan birçok düşüncenin gerçek hayatta doğruluk paylarının olması da biraz korkutucu geliyor bana, fakat aynı zamanda inanılmaz olduğunu da düşünüyorum.

Kurgu kadar oyuncular ve karakterler de filmde önemli bir yere sahip. Özellikle Leonardo DiCaprio'nun performansı oldukça başarılı, kendisi dışında bu role böylesine cuk diye oturacak bir başka oyuncu daha düşünemiyorum. Ayrıca oyunculuk yeteneğinin bu kadar ileri düzeyde olduğunu bilmiyordum. Inception'ı izledikten sonra, başrolde oynadığı diğer filmleri araştırmaya başladım.

Gelelim filmin kilit noktasına... Filmi ilk izlediğimde, ayrıntılara ve filmin nasıl bittiğine çok dikkat etmemiştim. Dün, filmi ikinci kez izlediğimde gözümden kaçan birçok ayrıntıyı fark ettim. Fakat yine, filmin sonu hakkında kesin bir karara varamadım. Bugün filmi tekrar izledim ve filmdeki ayrıntılardan ziyade filmin sonunu ilgilendiren bazı noktalara dikkat ettim. İnternette filmin bitişiyle ve genel olarak filmle ilgili çılgın fakat mantıklı birçok fikir bulunuyor. Öne sürülen ifadeler, film içinde tutarlı olsa da bazıları fazlasıyla uçuk. Ama içlerinden birkaç tanesi filmin sonunda Cobb'un rüyada mı yoksa gerçek hayatta mı olduğunu akla yatkın gerekçelerle açıklıyor. Bundan sonraki paragrafın çok ağır spoiler içerdiğini şimdiden söylüyorum. Eğer filmi henüz izlemediyseniz sonraki iki paragrafı atlayabilirsiniz.

Bütün yaşanan olayın Mal'ın rüyası olması gibi uç fikirlerin yanında, filmin sonuyla ilgili iki ana düşünce var: Cobb, ya rüyada sıkışıp kaldı ya da gerçek hayata dönmeyi başardı. Öncelikle Cobb'un gerçek hayata döndüğü fikrini ele alalım. Cobb, planladığı gibi Saito'yu araftan çıkarıyor. Uçakta uyandıktan sonra her şeyin yoluna girdiği gibi bir izlenim veriliyor izleyiciye. Cobb, uçaktan indiği zaman terminalde onu babası karşılıyor ve evine getiriyor. Buraya kadar bir sorun yok. Eve geldiği zaman bunun gerçek olup olmadığını anlamak için topacı çeviriyor fakat seyirci topacın durup durmadığını göremeden film bitiveriyor. Çok dikkatli bakıldığı takdirde, ekranın kararmasına saniyeler kala topaç hafifçe yalpalıyor. Bu da topacın birkaç saniye sonra dönmeyi durduracağı anlamına geliyor. Tabii bu topaç meselesi filmin yüzeyinde kalan bir olay. Filmin tamamı dikkatlice izlenildiği zaman Cobb'un toteminin topaç değil de evlilik yüzüğü olduğu anlaşılıyor, zaten Cobb topaç için de Mal'ın totemi olduğunu söylemişti. Rüyada olduğu zamanlarda karısıyla birlikte olduğunu hissettiği için yüzüğü sol elinde takılı gözüküyor. Ama gerçek hayatta yüzük takmıyor. Yine, son sahnede Cobb'un yüzük takmadığını görüyoruz. Ayrıca, Cobb'un ayrılışı ile son sahnede yer alan çocuklar kıyaslandığında çocukların büyüdüğü -özellikle Cobb'un oğlunda çok belirgin bu durum- ve kıyafetlerinin birkaç detay dışında farklı olduğu da gözden kaçmamalı. Bu işaretler, Cobb'un başarıya ulaştığını ve çocuklarına gerçek hayatta kavuştuğunu ispatlar nitelikte.

Fakat, diğer düşüncenin de sağlam kanıtları var. Birçok izleyici topacın teklediğini ama tekrar dönmeye devam ettiğini, bu yüzden de Cobb'un rüyada kaldığını savunuyor. Filmin ortalarında Cobb, Ariadne'ye totem konusunu açıkladığı zaman topacı örnek gösteriyor. Filmde hiçbir zaman Cobb, Mal'ın ölümünden sonra topacı kendi totemi olarak kullandığını söylemedi. Fakat sık sık topacı çevirdiğini gördük. Ariadne, Cobb'un bu eylemlerini, topacın Cobb'un totemi şeklinde yorumlayabilir ve Cobb'un totemini keşfettiğini düşündükten sonra Cobb'a çocuklarına kavuştuğu bir rüya inşa edebilir. Ariadne, Araf'tan çıkmadan önce Cobb'un Saito'yu bulmasına güvendiğini gösteriyor ve suya düşen arabadan çıktıktan sonra Arthur'a Cobb'un iyi olacağını söylüyor. Burada Ariadne'nin, Cobb'un başaracağına güvenmesinden ziyade diğerlerinin bilmediği bir şeyi -Cobb'a rüya inşa ettiği gerçeğini- bildiğini düşünmüş birçok izleyici. Buna ek olarak, insanın rüyada olup olmadığını anlaması için buraya nasıl geldiğini düşünmesi gerekiyordu ya, işte Cobb'un uçakta uyanışının buna örnek verilebileceğini düşünüyorum ben. Ya filmde bu kısım farkında olmadan belirsizmiş gibi gösterildi ya da Cobb'un aslında rüyada olduğunu ima etmek için bilerek bu şekilde çekildi. Fakat bu kısımda yüzük meselesi es geçilmiş zira dediğim gibi, son sahnede Cobb'un parmağında totemi olarak kabul edilen evlilik yüzüğü yok. İki fikrin dayanaklarını göz önüne aldığımda ben, Cobb'un gerçek hayatta çocuklarına kavuştuğunu düşünüyorum.

Yorumumu özetlemek gerekirse, Inception yaratıcı kurgusuyla aklın sınırlarını zorlayan, her izleyişte yeni detaylar fark ettiren, bünyesinde yetenekli oyuncuları ve hiç düşmeyen bir tempoyu barındıran özgün bir yapım. Filmi herkesin mutlaka, en az bir kere izlemesi gerektiğini düşünüyorum.


post signature

18 yorum:

  1. Bu yorumunu okuyunca rahatladım. Pek dikkat etmediğimi fark ettim. Mal'un totemini sahiplendiğini düşündüğümden film bittiğinde afalladım. Topaç durmadı çünkü. Sevinçten akıttığım gözyaşlarım kurumadan, Cobb'un yapamadığını düşünüp üzüldüm. Ne olduğunu anlamak için google'ı arattığımda iyi ki blogu karşıma çıktı. Yüzük olayına iyi ki değinmişsin. Benim de senin gibi düşünmemi sağladın, bence de gerçek hayattı. Beynime bu fikri aşıladığın için teşekkürler :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne demek :) Aslında yorumdan ziyade filmin açıklaması gibi bir yazı oldu ama faydası olduysa sevindim ^_^

      Sil
    2. Fatmanur' un yaptığının aynısını yaptım bende :D mutlaka vardır bir fikir diye sabahın 05:15 in de yorum aradım :D

      Sil
  2. Eğer son sahnede dünya gerçekse niye topaç durmuyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Topaç durmadan film kesiliyor, çok dikkatli bakarsanız topacın ivmesini kaybedip hafifçe yalpalamaya başladığını görebilirsiniz. Dünyanın gerçek olup olmadığı topaçtan değil de yüzük yoluyla anlaşılıyor.

      Sil
  3. Yüzük olayını hatırlayamadım. Totem sadece topaç değil mi? Ve dediğiniz gibi son sahnede topaç yavaşlıyor. Bir de Saito'da takıldım; filmin ilk sahnesiyle son sahnesi arasında iyice yaşlanması falan... Uyandığında Cobb'un Saito'ya kızgın bakması ... Anlamama yardımcı olabilir misin biraz daha ? Teşekkürler bu arada yazdıkların için

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim :) Filmin üstünden bayağı bir zaman geçtiği için hatırladığım kadarıyla cevaplayabilirim sorularını... Yüzük olayı şu şekilde: Filmin başından beri topacın Cobb'un totemi olduğu fikri gösterilmişti ama aslında dikkatli bakıldığında rüyalardayken parmağında yüzük var gerçek hayatta ise yüzük takmıyor. Topaç, Cobb'un eşinin totemiydi. Totemler kişiye özeldi diye hatırlıyorum, bu yüzden topaç da sadece Mal'e ait olabilir. Saito'nun olaylarını pek hatırlamıyorum ama netten baktığıma göre Saito'nun erkenden arafa gitmesinden dolayı daha yaşlı olduğunu savunanlar var.

      Sil
    2. Peki Cobb neden sürekli topacı kullandı rüyada olup olmadığını anlamak için ? Son sahnede Saito'yu araftan kurtarmaya gittiğinde Saito topacı döndürüdüğünde topaç kusursuz, hiç yavaşlamadan dönüyordu.

      Sil
    3. Kesin bir şey söylenmedi onun için sanırım... İzleyicilere ters köşe yapmak için; Cobb için ise eşini anmak için kullandığı bir yol olabilir diye düşünüyorum ben. Saito topacın ne olduğunu ve daha önce gördüğünü söylemişti diye hatırlıyorum; eğer öyleyse Cobb için onun totemi anlamına geldiği şeklinde yanlış yorumlayabilir ve arafta oldukları için de bilinçsizce topacın dönmesine neden olabilir. Tabii bunlar benim düşüncelerim, nette çok daha doyurucu ve filmden sahnelerle desteklenen açıklamaları bulabilirsin :)

      Sil
    4. Tamam, çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  4. Filmde dürtme olarak kullanılan fransızca müzik harikaydı.

    YanıtlaSil
  5. fehiman neşe ben ilk defa bugün izledim
    Bence (keşke senin dediğin gibi olsaydı ama) son sahnede cobb un yüzük takmayışının nedeni gerçek hayattan ziyade Mal den vazgeçmiş olması
    bu arada iki şekilde de başarıya ulaşmış sayılır.
    not: okursan lütfen okuduğuna dair yaz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O da olabilir bak, fikrinin güzel bir ters köşe yapma potansiyeli var ;) Fakat Mal'den vazgeçtiyse, topacı neden hala kullandığını merak ediyorum ben. Çünkü, topacın Cobb'un totemi olmasından ziyade Mal'ı anmak için kullanıldığını düşünüyorum.

      Sil
  6. Merhaba hala cevap verdiginizi gordugum icin yazayim dedim. Evlilik yuzugunun totem oldugunu cogu sahne dogruluyor fakat tren sahnesinden sonra gerceklige donuste Cobb'un parmaginda hala yuzuk var. Buna baya takildim dogrusu, bir fikriniz var mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Filmi izleyeli bayağı olduğu için olayları net olarak hatırlamıyorum. Hangi tren sahnesinden bahsediyorsunuz?

      Sil
  7. Filmi tartışacak birini arıyordum epeydir, senin yazında belirttiğin yorum ve görüşler hoşuma gitti. şimdi senin fikrine sunmak istediğim bi durum var. Cobb'un uyanıp uyanmadığından ziyade kafama takılan şu, Fischer 3. kademe rüyada Mal tarafından vuruldu. Araf dedikleri boyuta geçti. Cobb ve Ariadne hemen bir kez daha rüya cihazına bağlanarak Arafa geçtiler. buradan, araf'ın bir alt rüya katmanı (yani burada 4. katman) olduğunu anlıyoruz değil mi ? peki oradan Fischer'ı nasıl sağlam biçimde geri getirdiler ? Ariadne Fischer'ı yüksek binadan aşağı attı, o halde araftan kurtulmak için sadece ölmek mi gerekli ? üstelik araftan çıkınca vurulduğu rüyaya sapasağlam döndü. o zaman, rüyada yaralanan ve acı çeken kişi hemen kendini öldürsün, arafa düşer, orda da kendini öldürür, rüyada tekrar sağlam uyanır. Böyle mi gerçekten ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlgili kimselerden şu filmle alakalı adam akıllı bir açıklama gelse de daha rahat bir biçimde tartışsak keşke...

      Filmin wiki sayfasında Araf'ın 4. katman olduğuyla ilgili kesin bir bilgiye denk gelmedim. Araf, rüyaların derinindeki, rüya olmayan yer gibi bir şey. Fakat çoğu kişi Araf'ı 4. seviye olarak kabul etmiş durumda. Bir de Araf, çok seviyeli bir rüyada ölünce gidilen yer olarak gösteriliyor. Kişinin kendi rüyasında ölmesiyse bundan farklı olarak, kişinin uyanması ile sonuçlanıyor.

      Diğer sorularınızın cevabı ise evet gibi görünüyor. Araf'tan kurtulmaları için ölmeleri gerekiyor. Fakat Fischer'ın durumu hatırladığım kadarıyla şöyleydi: Fischer yaralanınca bilincini kaybediyor; bedeni 3. seviyede kalsa da bilinci Araf'a düşüyor. Fischer'ın neden sağlam olduğuyla ilgili net bir açıklamaya denk gelmedim henüz. Araf için herkesin değişiklik yapabildiği bir yer deniliyor ya... İşte, kimisi bunu da göz önüne alarak Araf'ı koma durumuna benzetip Fischer'ın kendini bilinçsiz olarak iyileştirmiş olabileceğini düşünüyor. Kimisi de Fischer'ın Araf'tan çıkmasıyla senkronize bir biçimde 3. seviyede yediği defibrilatörün etkisiyle iyileştiğini savunuyor.

      Yaralanan Araf'a gitsin, iyileşip döner düşüncesi mantıklı ve pratik de aslında... Ama Araf'a girmenin riskleri var. Rüyalardan çok farklı bir yer olduğu ve o yerin sunduğu sınırsızlık hissi nedeniyle insanların Araf'tan çıkmak istememeleri, farkındalıklarını kaybedip içinde bulundukları o dünyanın gerçek olmadığını unutmaları gibi sorunlar çıkıyor. Bu yüzden, böyle kestirme bir yolu sıklıkla kullanamıyorlar.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...