24 Kasım 2013 Pazar

Yorum: The Hunger Games: Catching Fire (2013)

Tür: Aksiyon, Bilim Kurgu, Macera
IMDb Puanı: 8,3 (37.750 oy)
Türkçe Adı: Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak
Yönetmen: Francis Lawrence
Oyuncular:  Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson, Liam Hemsworth, Woody Harrelson...
Vizyon Tarihi: 22 Kasım 2013
Süre: 146 dk
Açlık Oyunları'nı beklenmedik bir başarıyla kazanmayı başaran Katniss ve partneri Peeta, evlerine dönüp bölgeler arasında yapacakları 'Zafer Turu'nu beklemektedirler. Ancak President Snow'un şeytani planları zafere gölge düşürecek cinstendir. President Snow, sadece 25 yılda bir yapılan ve eski Açlık Oyunları kazananlarının yer aldığı 'Quarter Quell' adlı yarışı bu sene gerçekleştireceklerini duyurur. Panem'i belki de sonsuza dek değiştirecek olan bu yarışın District 12 adayı bir kez daha Katniss olacak, Peeta ise hayatını bir kez daha riske atarak ona yardım etmeye karar verecektir.
Açlık Oyunları bittiğinden beri büyük bir hevesle ikinci filmi bekliyordum. İki gün gecikmeyle de olsa filmi izleyebildim. Film vizyona girmeden önce film hakkında röportajlar okumuş, fotoğraflara bakmış ve bulabildiğim bütün uzun-kısa videoları izlemiştim; kısacası filmi izlemiş kadar olduğumu düşünüyordum. Filme gitmeden, internetten gördüklerim kadarıyla filmi beğeneceğimi zaten biliyordum. Ama film, beklediğimden çok daha iyiydi.

Filmin senaryosu, Açlık Oyunları'na kıyasla, kitapla son derece örtüşüyordu. Hatta filmde kullanılan birçok repliğin kitapta geçtiğini görmek mümkün. Favori sahnelerim Katniss ve Peeta'nın geçit töreni sahnesi, Ceasar'ın programında Katniss'in elbisesinin değiştiği sahne, programın sonunda bütün haraçların el ele tutuştuğu sahne, Katniss'in Cinna ile arenaya çıkmadan hemen önce yaptığı konuşma ve sonrasında olanlardı.

Fakat filmde tabii ki atlanan ya da eklenen birkaç sahne vardı. Heavensbee'nin Katniss'e oyun hakkında ipuçları verdiği sahneler filmde yer almıyordu. Katniss ve Peeta'nın Haymitch'in galip geldiği oyunları izlediği sahne de yoktu, mesela ve ben bunu çok merak ediyordum. Ayrıca Katniss ve Gale hatırladığım kadarıyla kitapta, filmde olduğu kadar çok öpüşmüyorlardı. Bu duruma itirazım yok, ne de olsa Peeta'ya karşı Gale'ı destekliyorum :D Ama kitapla örtüşmediğini düşündüğüm için, bu kısımlar biraz garip geldi bana.

Oyuncuların performansına geçmeden önce filmin yönetmeni Francis Lawrence'a da bir paragraf ayırmak istiyorum. Bu iki film kıyaslandığında Açlık Oyunları'nın, Ateşi Yakalamak'ın yanında fazla basit kaldığını düşünüyorum. Yönetmen Francis Lawrence filme, oyunlara ve Panem'in içinde bulunduğu dünyaya yakışır bir film ortaya çıkarmış. Kitaptaki tüm o heyecanı, dehşeti, korkuyu ve vahşeti filme başarıyla yansıtmış. Umarım kendisini, sonraki filmin yönetmen koltuğunda da görürüz.

Jennifer Lawrence'ın hangi filmini izlesem, kendisini aştığını düşünüyorum. Ama Ateşi Yakalamak'taki performansını hiçbir filmde göremedim henüz. Mimiklerinden beden diline, tavırlarından ses tonuna kadar her şey fazlasıyla iyiydi. Özellikle asansörle arenaya çıkarken ve çıktıktan sonraki performansını izlerken tüylerim diken diken oldu.

Karakterlerden Johanna, umduğundan iyiydi. Kitapta, favori karakterlerim arasına neden girmediğini merak ediyorum. Ama filmden sonra kesinlikle favorilerimden biri oldu. Özellikle Başkan Snow'a karşı söylediği 'bilgece' sözleriyle kendisinin artık ayrı bir yeri var bende :D Johanna'yı canlandıran oyuncu Jena Malone'u da başarılı performansından dolayı tebrik etmek lazım :)

Benim aklımda Finnick rolü için başka bir isim vardı aslında. Ama Sam Claflin'in, Finnick olarak bazı fotoğraflarını gördükten sonra kendisinin en azından görünüş bu role uygun olduğunu düşünmüştüm; fakat yine de çok fazla bir şey beklememiştim açıkçası. Sanırım bu yüzden beni en çok şaşırtan oyuncu Sam Claflin oldu. Hayal ettiğimden çok daha iyi bir Finnick oldu kendisi. Kitapta ve seride, Finnick karakteri zaten favorimdi; film ile birlikte Finnick'i daha çok sevdim :) Hem Sam Claflin hem de karakter olarak Finnick aşırı tatlı ve sempatik, zaten. Bu role daha uygun birini düşünemiyorum artık :D

Filmin sonunu, sonraki film için gayet iyi bağlamışlardı bence. Alaycı Kuş için ise sinema salonundan çıkar çıkmaz geri sayımı başlattım ben. Serinin son filmini ikiye ayıracaklarını biliyorum ve IMDb'ye göre ilk part aşağı yukarı bir sene sonra kasımın bu haftasına denk geliyor. Yani önümüzde upuzun bir yıl var. Bu süreyi serinin kitaplarını okuyarak geçirmeyi planlıyorum. Zaten filmi izlerken de çok fena gaza geldim, serinin kitaplarını Alaycı Kuş vizyona girmeden tekrar okumak istiyorum, umarım bunu başarabilirim ^_^

Film ile ilgili olumsuz bir düşüncem yok, sadece filmin 3D olmasını isterdim. Zaten kitaptaki arenayı da filme başarıyla yansıtmışlardı. Bunu -hem görüntü kalitesi hem de karakterlerin yaşadıklarını ve hissettiklerini birebir hissetmek açısından- 3D olarak izlemek, acayip zevkli olurdu.

Film, her açıdan tatmin ediciydi. Serinin fanlarının hayal kırıklığına uğramayacağını düşünüyorum :) Ve filmin yönetmenini ve senaryo yazarlarını, bu başarılarından dolayı tebrik ediyorum. Umarım Alaycı Kuş, Ateşi Yakalamak'tan çok daha iyi bir film olur ;)


post signature

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...