8 Haziran 2014 Pazar

Yorum: George Orwell - Hayvan Çiftliği

Tür: Bilim Kurgu, Distopya, Klasik
Goodreads Puanı: 3,78 (1.260.513 oy)
Orijinal Adı: Animal Farm: A Fairy Story
Yayınevi: Can Yayınları
Çeviri: Celâl Üster
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 152
İngiliz yazar George Orwell, ülkemizde daha çok Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş bir diğer çok ünlü eseridir. 1940'lardaki "reel sos­yalizm"in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.

Hayvan Çiftliği'nin başkişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirir. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olan domuzlar, kısa sürede önder bir takım oluşturur; ama devrimi de yine onlar yolundan saptırır. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek kişileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir.

Altbaşlığı Bir Peri Masalı olan Hayvan Çiftliği, bir masal anlatımıyla yazılmıştır; ama küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değil, çarpıcı bir politik taşlamadır.
Hayvan Çiftliği, fuardan aldığım kitaplardan biriydi. Yaz tatilini bu kitapla açmayı planlamıştım ama kitabı yolda okumak daha kolay geldi. Kitabı bitirdikten hemen sonra finallerim başladığı için de kitabın yorumu tatile kalmış oldu.

Kitap için birçok yerde sosyalizm eleştirisi dendiğini ve Stalin yönetimini çok iyi yansıttığını söyleyen yazılar görmüştüm. Açıkcası, sosyalizm ve Stalin hakkında iyi ya da kötü ağır eleştiriler yapabileceğim çok da derin bilgilere sahip değilim. Bu yüzden kitabı sosyalizmi değil de günümüz ve günümüzde yaşananları göz önünde tutarak okudum. Aslında kitabın güzelliği de burada... Kitap için her ne kadar Stalin yönetimini eleştirmek için yazıldığı söylense de kitapta günümüzden birçok kesite rastlamanız mümkün.

Kitabın başarılı bulduğum yanlarından biri karakterlerin gerçekliğiydi. Çoğu zaman karakterlerin birer hayvan olduğunu unuttum; düşünme biçimleri, tavırları ve eylemleriyle hayvandan çok insan gibiydiler. Bildiğiniz gibi, kitaptaki her hayvan, halkın belirli bir kesimini veya belirli bir kişiyi temsil ediyordu. Bu temsiller de aynı şekilde başarılıydı. Ama asıl dikkatimi çeken şey, nasıl temsil edildikleri değil; temsil edilenler. Orwell'ın hayvan, daha doğrusu insan tasvirleri o kadar başarılı ki kitabı okudukça Napoleon, Squealer, Boxer, köpekler veya koyunlar gibilerinin aslında etrafımızda olduğunu fark ettim. İnsanların sadece görmemize izin verdiklerini görebiliyoruz. Ama Hayvan Çiftliği'ndekiler daha fazlasını görmemize izin veriyor ve gösterdikleri, yüzüme tokat gibi çarptı. Hayvanların nasıl böyle yapabildiğini veya gözlerinin önündeki gerçeği nasıl da göremediğini okuyunca çoğu zaman acı acı güldüm. Fakat işin ilginç yanı, bunları biz de yaşıyoruz. Yapılanlar, yapılması amaçlananlar ve geçirilen dönüşümleri çok da iyi biliyoruz aslında. Hayvan Çiftliği, bize pek de yabancı olmayan bir topluluğu çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Dediğim gibi, kitap Stalin'i eleştirmek için yazılsa da günümüzde gerçekleşen olaylarla arasında rahatlıkla bağ kurulabilir. Bu da kitabın zamansal bir aidiyeti olmadığını gösteriyor. Bundan 10-20 yıl sonra da okusam, kitapta o zaman gerçekleşen olaylardan örneklere rastlayacağım, muhtemelen. İşte, Hayvan Çiftliği bu yüzden herkesin her zaman okuyabileceği eserlerden biri.

Kitabın dili ağır değil; hatta öyle basit ki kitap, birkaç günde rahatlıkla bitirilebilir. Kurgu oldukça akıcı. Bu yüzden kitabı okurken üzerinde çok fazla düşünemiyorsunuz, okuyup geçiyorsunuz. Kitabın özü, kitap bittikten çok sonra anlaşılıyor. Hayvan Çiftliği'ni bitirdikten sonra yeni bir kitaba başlamak için kendinize birkaç gün verip kitaptan ne anladığınızı düşünürseniz kitabı çok daha iyi anlayacağınızı, özünü kavrayacağınızı düşünüyorum.

Kitabın basım kalitesi çok iyiydi. Zaten çoğu klasik eserde Can Yayınları gibi çizgisi belli olan yayınevlerini tercih ediyorum. Can Yayınları, kitaba çevirmen Celâl Üster'in önsöz niteliğinde bir yazısını da eklemiş. Kitabı daha iyi anlamak için bu kısmın okunması taraftarıyım. Ayrıca kitapta bolca çizim de vardı. Çizimlerin bulunması ve kapakta canlı renklerin kullanılması, Hayvan Çiftliği'nin çocuk kitabı gibi algılanmasını kolaylaştırıyor olabilir. Ama kitap her yaştan okuyucuya hitap ediyor.

Hayvan Çiftliği, ustaca yazılmış kurgusuyla beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu. Orwell'ın çarpıcı üslubu ve kitabın kaliteli basımı da Hayvan Çiftliği'nin favorilerim arasındaki yerini yükselten özelliklerinden. Tek bir olumsuzluğunu, eksikliğini bulamadığım bu harika eseri herkese tavsiye ediyorum.



Bütün hayvanlar eşittir. Ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.





post signature

6 yorum:

  1. Yeterli bir yazı olmuş , tebrik ederim. Kitabı farklı bir açıdan yorumlamanız yazıyı daha özelleştirmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkkürler, yazıyı faydalı bulmanıza sevindim :)

      Sil
  2. Zaten gerçeği anlatan alegorik bir kitaptı bu. O yüzden oradakilerin fazla insan gelmesi normal. Bir de ben eski o çizim konulmuş kapağı daha çok seviyorum. Aynı konuyu blogumda ben de işledim. Beklerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, o da oldukça başarılı bir kapak :) Blogunuza da bakıyorum hemen ^_^

      Sil
  3. Yorumunu çok beğendim bence de Stalin rejimini eleştirmiş fakat günümüzle de pek çok ortak noktaları olan bir kitap. Okurken biraz sinirlendim açıkçası olanlara çok güzel bir yergi kitabı

    YanıtlaSil
  4. İnsanlar hatta canlılar içlerinde birbirlerine üstünlük kurma gereği duyduğu için hiçbir zaman eşit bir dünyada yaşayamayacağız düşüncesi eleştirilmeli midir? (Nolur eleştirilsin çünkü eşit bir dünyada yaşamak istiyoruz...)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...