31 Ocak 2014 Cuma

Bu ay ne(ler) okudum (Ocak/2014)


Sınavlar bitti, bir dönem daha atlatıldı ve haftalardır dört gözle beklediğim tatile kavuştum. Bu sefer de tatil üşengeçliğim yüzünden doğru düzgün kitap okuyamadım. Özellikle son birkaç gündür, bırakın kitap okumayı sayfasını çevirmeye bile üşeniyorum. Hâl böyle olunca 2014'ün ilk ayında sadece ve sadece bir kitap bitirerek resmen rekor kırdım. 


Labirent: Ölümcül Kaçış, Konuşan Kitaplar olarak tur kapsamında okuduğum bir kitaptı. Hiç düşmeyen temposu ve merak unsurunun ustaca kullanılması, kitabı kısa bir sürede bitirmemi sağladı. Son sayfalara doğru hafif bir hayal kırıklığı hissetsem de, kitabı severek okudum.

Aslında biraz zorlasaydım, şu anda okuduğum iki kitabı da ocak ayında bitirebilirdim. Yine de bir kitap bitirmek, hiç kitap bitirmemekten iyidir diye avutuyorum kendimi. Ama önümüzdeki günlerde, tatilin de sonuna yaklaşmamız sebebiyle beni bir telaş saracak, biliyorum. Kendimi, tatilimi boş geçirmediğime inandırmak için tatilin son haftası kitap-dizi-film üçlüsünde boğulacağım muhtemelen. Belki de ocak ayını, şubattaki performansımla telafi ederim :)

Ocak ayında sizler hangi kitabı/kitapları okudunuz?


post signature

27 Ocak 2014 Pazartesi

Konuşan Kitaplar ile Blog Turları | Labirent: Ölümcül Kaçış - James Dashner | Kitap Yorumu


Labirent: Ölümcül Kaçış'ı incelediğimiz turun 4. gününden merhaba :) Daha önce, kitabın ön okumasını paylaşmıştım; göz atmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. Bu sefer ise kitap yorumumu paylaşıyorum. Tur kapsamındaki diğer etkinlikler için Konuşan Kitaplar'ın facebook adresini (şuradan) ziyaret edebilirsiniz. Çekilişe katılmayı unutmayın ;)

Tür: Bilim Kurgu, Distopya, Genç-Yetişkin, Macera
Goodreads Puanı: 3,99 (144.585 oy)
Orijinal Adı: The Maze Runner
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Çeviri: Gizem Yeşildal
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 408
Hatırla.
Hayatta kal.
Koş.

Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesi, evi veya oraya nasıl geldiği hakkında hiçbir fikri yoktur. Asansörün kapıları açıldığındaysa kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur. Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır. Kimse Kayran'da kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomas'ın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir...

"Açlık Oyunları gibi distopik hikâyeleri sevenler Thomas'la birlikte Kayran'da maceraya sürüklenecekler."
-School Library Journal

"Dashner gizemli, kışkırtıcı, yaratıcı ve sürükleyici bir romanla karşımızda."
-Barnes&Noble

Kayran'a hoş geldiniz!


Tabii siz okuyucuların Kayran'a gelmesi tamamen sizin seçiminiz. Fakat kendisini Kayran'da bulan çocuklar, neden burada bulunduklarını bilmiyorlar. Alanın ortasındaki Kutu'da gözlerini açıyorlar ve adları dışında hiçbir şey hatırlamıyorlar. Kayran, etrafı muazzam büyüklükteki duvarlardan oluşan bir labirentin ortasındaki açıklık alana verilen isim. Buraya ilk gelenler Kutu'dan aldıkları malzemelerle çeşitli bina ve yapılar inşa etmişler. Burada kendilerini güvende hissettikleri tek yer Kayran ve Kayran'ı ellerinden geldiğince yaşanabilir bir hâle getirmişler. Ama Kayran'da yaşamak, daha doğrusu hayatta kalmak kolay değil. Her Kayranlının bir görevi var. Kimisi tarlada çalışıyor, kimisi yemek yapıyor, kimisi hayvanlardan sorumlu, kimsi ölenleri defnediyor, kimisi ise buradan bir çıkış yolu bulma ümidiyle gündüzleri labirentte koşuyor. Neyse ki güneş batınca labirentin kapılarının kapanıyor da geceleri labirentte kol gezen Izdırap Verenler, Kayran'a giremiyor.

Kayran'daki düzen aslında oldukça basit. Kendi kuralları ve sistemi olan Kayranlılar, hayatta kalmak için üstlerine düşen görevi yerine getiriyorlar. Kutu sayesinde her ay bir çocuk, Kayran'a geliyor. Thomas ise Kayran'a gelen son çocuklardan biri. Diğerleri gibi Thomas da neden burada bulunduğunu, ailesini veya evini hatırlamıyor; hatırladığı tek şey ismi. Thomas'ın Kayran'a gelişi, normal gibi görünse de aslında Thomas'ın gelişiyle, Kayran'daki her şey değişmeye başlıyor ve Kayranlılar zorlu bir seçimle karşı karşıya geliyor.

Kitap genel olarak merak unsuru üzerine kuruluydu; daha ilk sayfalarda kitaptaki gizem hissediliyor, insan ister istemez neler olacağını merak etmeye başlıyor. Olaylar geliştikçe, kitaptaki o gizemli hava daha da baskın hale geliyor. Hatta öyle bir an geldi ki, meraktan kitabı okuyamadım; kitabın geri kalan sayfalarının bir anda zihnime dolmasını diledim.

Fakat kitabın sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Ama bu hayal kırıklığını, kitaptaki heyecandan dolayı, kitabı bitirdikten birkaç gün sonra fark ettim. Kitabın sonunda, bir şeylerin eksik olduğu ya da yetersiz geldiği hissini hâlâ üzerimden atamadım. Labirentin kurulma nedeni oldukça yaratıcı, bunun hakkını veriyorum. Ama beklediğim neden bu değildi, kitabı okurken labirentin kurulma nedeninin daha farklı bir şey olacağı izlenimine kapılmıştım sanırım. Belki de serinin ikinci kitabı, hissettiğim bu hayal kırıklığını, hayran kalmak gibi, bambaşka bir duyguya dönüştürür.

Kitabın sürükleyiciliğine de değinmek istiyorum. Kitabın sonunun beni tatmin etmediğini söylemiştim, fakat o kısımlarda bile inanılmaz bir sürükleyicilik hakimdi. Kitabın ne kadar sürükleyici olduğunu anlatmak için, kitabı bir gün içinde bitirdiğimi söylemem yeterli olur sanırım :)

Labirent: Ölümcül Kaçış, aksiyonu yüksek bir kitap. Her sayfada ayrı bir olay, ayrı bir heyecan vardı. Romantizm yönü ise bulunduğu türdeki kitaplara kıyasla fazlasıyla düşüktü, hatta yok denecek kadar azdı. Bu durum benim için büyük bir artıydı zira türü ne olursa olsun içinde aşk olan kitapları pek tercih etmiyorum. Ama serinin devam kitaplarında romantizmin de aksiyon gibi artacağını düşünüyorum.

Kapağın, kitabı çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Ayrıca kitabın orijinal kapağına bayıldığım için ülkemizde de bu kapakla çıkması beni memnun etti. Bir de ciltli çıksaydı tam olurdu da, neyse... :D

Labirent: Ölümcül Kaçış, hem aksiyon yönünden zengin hem de sürükleyici bir kitap. Kitaptaki romantizm seviyesinin düşük olması ve kurgu ile karakterlerin başarıyla işlenmesi, kitabı severek okumamı sağladı. Kitabın son sayfalarında hissettiğim hayal kırıklığı olmasaydı, kitap benden tam puan alacaktı.


post signature

25 Ocak 2014 Cumartesi

Konuşan Kitaplar ile Blog Turları | Labirent: Ölümcül Kaçış - James Dashner | Tanıtım Videosu + Ön Okuma


Konuşan Kitaplar'ın yeni turundan herkese merhaba :)

Bu turda merakla beklenen bir serinin ilk kitabını, Labirent: Ölümcül Kaçış'ı inceliyoruz. Turdaki görevim, kitabın tanıtım videosunu ve Konuşan Kitaplar tarafından hazırlanan ön okumasını paylaşmak. Kitap yorumumu da ilerleyen zamanlarda tur kapsamında paylaşacağım. Turun takvimi ve daha fazlası için Konuşan Kitaplar'ın facebook adresini (şuradan) ziyaret edebilirsiniz. 2 kişiye Labirent: Ölümcül Kaçış'ı hediye ettiğimiz çekilişe katılmayı da unutmayın ;)

Keyifli okumalar ve bol şans ^_^







post signature

22 Ocak 2014 Çarşamba

Konuşan Kitaplar ile Blog Turları | İlk Defa - Cora Carmack | Garrick Taylor ile Söyleşi


Konuşan Kitaplar'ın 23. blog turunun 5. gününden herkese merhaba :)

Bu turda Pena Yayınları etiketiyle çıkan Cora Carmack'ın İlk Defa adlı kitabını inceliyoruz. Yorum Cadısı olarak ben, kitabın ana karakterlerinden Garrick Taylor ile yapılan bir söyleşiyi -azıcık keserek- paylaşıyorum. Söyleşinin aslına bakmak isteyenler burayı ziyaret edebilirler.

Turun bugünkü takvimini yazının devamında bulabilirsiniz. Çekilişe katılmayı unutmayın, herkese bol şans ve keyifli okumalar ^_^

Bonus Bölüm - Anime ve Kitap Sever
Kitap Yorumu - Saklama Kabı
Kitap Yorumu - Kitaplarım ve Ben



Öncelikle, seninle tanıştığıma sevindim. Kendinden biraz bahseder misin, Garrick.

Merhaba, ben de seninle tanıştığıma sevindim. Şey, ben bir aktörüm… ve İngilizim. Bliss her zaman bununla, İngiliz olmamla, başlamam gerektiğini söyler ama bence aksan bunu oldukça gereksizleştiriyor. Küçüklüğümden beri, meydan okumayı her zaman sevmişimdir. Tiyatronun güzel olan yanı da bu… ofisteki her gün, yeni roller, yeni izleyiciler veya yeni engeller sayesinde farklı. Bu, hayatımı ilgi çekici kılıyor ki sanırım en çok isteyeceğim şey de bu.


Meydan okumayı seven adamlara karşı çok büyük saygı duymuşumdur. Yeri gelmişken, Bliss hakkında bazı ilginç şeyler duymuştum. Bana onun hakkında neler söyleyebilirsin?

Ah, Bliss. Meydan okumayı sevdiğimden bahsetmiştim, değil mi? Bliss de kesinlikle bir meydan okuma. Onu tamamen çözmüş gibi davranmayacağım. O, karmaşık biri ve ben bunu seviyorum. Eğlenceli biri, fakat hayatı çok ciddiye alıyor. Hırslı, fakat kararsız. Çok zeki, fakat şey… zamanında bazı ilginç tercihler yaptığını biliyorum. Seksi biri (her ne kadar bunu söylediğimde her zaman bu komik suratı yapsa da). Tanıştığımız andan itibaren, eğer hayatımı ilginç kılan bir şey olsaydı bunun Bliss olacağını biliyordum.


Yeni işinde Bliss’in rolünü öğrendiğinde aklından neler geçti?

Tanrım, kötü bir gündü, değil mi? İşin garibi, gerçekten ne olduğunu anlamam biraz zaman aldı. Bliss’in neden burada bulunduğuyla ilgili çılgın fikirler aklıma gelirken ona bakarak, orada öylece durdum. Öğrenci olduğunu fark ettiğimde son derece hayal kırıklığına uğradım. Demek istediğim, önceki gece kötü bir şekilde sona ermişti, fakat işten sonra onun yerinin etrafında dolaşmayı planlamıştım, aramızdaki pürüzleri giderebilecek miyim, ona bakacaktım. Bunun olmadığını söylememe gerek yok, herhalde.


Bana Bliss’i anlattın, şimdi biraz da senden bahsedelim. Tiyatroda bir kariyer sahibi olmanın nedeni neydi? Biri kararını mı etkiledi yoksa bu sadece senin kararın mıydı? Tanrı bilir, bu zorlu bir yol.

Şimdi, zorluklar, meydan okumalar hakkında neler hissettiğimi unuttun mu? Tiyatroya ilgi duymam aslında komik bir hikâye. Gençken, rugby oynamak istemiştim. Annem biraz aşırı korumacıydı, bu yüzden dehşete düştü. Birkaç yaralanmadan sonra, kendisi beni daha kültürlü yetiştirmesi gerektiğini kafasına koydu. Sanatın beni tam bir beyefendiye dönüştüreceği umuduyla beni oyunlara götürmeye başladı. Onun yerine, bir aktöre dönüştüm.


İnan bana, unutmadım. İzleyicilerime bazı belirli konular hakkında görüşeceğimize dair söz verdim... Yemek yapar mısın?

Yapmam, iyi yapmam en azından. Çok fazla hayal kırıklığına uğramayın, hanımlar. Mutfaktaki eksiğimi, diğer odalarda telafi ediyorum.


Oh, Tanrım. Demek istediğim… şey… Görsellik için teşekkürler. Ve kimin umurunda, değil mi? Eve teslim gibi bir seçenek var, her zaman. Bu arada, Bliss’in kariyerinin çok iyi gittiğini duydum. Peki senin uzun vadeli planların neler?

Kariyerim için mi Bliss için mi? İkisi için de büyük planlarım olduğunu söylemek isterim.


Bunu duyduğuma sevindim. Her şey yaptığın şeye karşı duyduğun tutku ile alakalı, yanılıyor muyum? İkiniz hakkında daha fazla şey duymak için sabırsızlanıyorum. Röportaj için çok teşekkürler.

Rica ederim. Seninle tanıştığıma sevindim.


Not: Çeviri şahsıma aittir. Link belirterek alıntı yapın, lütfen.

post signature

16 Ocak 2014 Perşembe

Ne(ler) Yapıyorum | 2


Herkese merhaba :) Finallerin de bitmesiyle rahat bir nefes aldım ve artık buradayım! Son 3-4 hafta benim için aşırı yoğun geçti. Özellikle finallerin olduğu son 2 hafta çok yoğundu, bloga doğru düzgün giremedim bile. Ödevlerdi, raporlardı, finallerdi derken derslerle ilgilenmekten kitap okuyamadım, maalesef. Fakat aralarda takip ettiğim dizilerin yeni bölümlerini izlemeye çalıştım. Neyse ki bir final dönemi daha bitti ve ben de artık kitaplarıma, dizi ve filmlerime geri dönebilirim ^_^


Gelelim şu sıralar neler okuduğuma... The Coldest Girl in Coldtown, Lanet İşleyiciler serisiyle tanıdığım Holly Black'in kitabı. Kitap, okuduğum ilk İngilizce kitaplardan biri olduğu için olsa gerek çok yavaş ve çok fazla ara vererek okuyorum. Bu yüzden de kitabın yorumu bayağı gecikecek. Frankfurt Yolcusu, Okuma Şenliği kapsamında okuduğum kitaplardan biri. Kitabın yorumunu birkaç haftaya blogta bulabileceksiniz. Labirent: Ölümcül Kaçış ise Konuşan Kitaplar olarak, tur kapsamında okuduğum bir kitap. Turun ayrıntılarını öğrenmek için blog tur grubumuzun facebook sayfasını (şuradan) takip edebilirsiniz ;)


Takip ettiğim birçok dizinin yavaş yavaş ekranlara geri döndüğünü görüyorum. Bloga giremediğim son birkaç haftada rüzgar gibi geçen Sherlock dışında ayılıp bayıldığım bir dizi bölümü izlemedim. Sherlock'un, yorum yazamayacağım kadar karmaşık ve yoğun bölümleri olduğunu düşünüyorum. Yazmaya kalkarsam yazının sonunu göremeyeceğim gibime geliyor :D Bu yüzden de Sherlock'un bölüm yorumları yerine 2013'ün son aylarında izlemeye başladığım dizilerin tanıtım yazılarını hazırlamayı düşünüyorum, umarım hazırlayabilirim :) Sherlock hakkında kısaca, her zamanki gibi meraklandıran, muhteşem ve sürprizlerle dolu bir sezon olduğunu; yeni sezonunu ise büyük bir heyecanla beklediğimi söyleyebilirim.

Geçtiğimiz haftalarda hiç film izlemedim. Ama önümüzdeki günlerde izlemek istediğim birkaç film var; izleyebilirsem, yorumları blogta olacak :)

post signature

4 Ocak 2014 Cumartesi

Kitap Alışverişi | 3


Aslında bu alışverişi sırf J. R. R. Tolkien'den Hobbit Resimleri için yapmıştım. Fakat daha sonra, sadece bir kitap için sipariş vermeyeyim diye yanına uzun zamandır almak istediğim kitapları da ekledim ve ortaya böyle bir alışveriş sepeti çıktı.

İlknokta'nın J. R. R. Tolkien'den Hobbit Resimleri'ni %40 indirimle satışa çıkardığını görünce, biraz da kitabın sınırlı sayıda basılmış olmasından kaynaklı Ya tükenirse! korkusuyla kitabı çıkış tarihine 6 gün kala sepete attım. Yanına da yine J. R. R. Tolkien'ın Tehlikeli Diyardan Öyküler'ini, Harry Potter ve Felsefe Taşı'nı, Harry Potter ve Sırlar Odası'nı ve Harry Potter ve Azkaban Tutsağı'nı ekledim. Serinin ilk kitabı ellerinde kalmadığı için ne yazık ki kitabı alamadım. Noel Baba'dan Mektuplar'ın %75 indirimli olduğunu görünce dayanamadım, alamadığım kitap yerine bunu aldım :D

Tabii, kitabın tükendiği bilgisini bana bildirdiler. Siparişimin kargoya verilmesine kadar geçen sürede kendileriyle sürekli iletişim hâlindeydim. HP'nin ilk kitabı dışında listeden, istediğim kapağa sahip kitap ellerinde olmadığından bir başka kitabı daha çıkarttım; benimle bu işlemler sırasında -hafta içi- oldukça ilgiliydiler. Ayrıca sitenin özel olarak ürettiği Hobbit ayraçlarından haberdar olunca siparişimin yanına o ayraçlardan da eklemelerini rica ettim, çok geçmeden eklediklerini bildirdiler.


Kitaplarım siparişi verdikten 11 gün sonra, 2013'ün son gününde elime geçti. J. R. R. Tolkien'den Hobbit Resimleri'nin ayın 26'sında çıktığını ve HP'nin ilk kitabını tedarik etmekle uğraştıklarını düşünecek olursam hız bakımından bence gayet iyiydiler. 

Fakat siparişte memnun olmadığım, daha doğrusu şöyle olsaymış daha iyi olurmuş dediğim bir nokta var: Kitaplarım bir kutuda gelmedi. Onun yerine kitapların çevresine balonlu naylon sarılmış, dışı da karton bir kapla kaplanmıştı. Balonlu naylon sayesinde kitaplar zarar görmeden elime ulaştı ama küçük de olsa bir kutu içinde gelseydi mükemmel olacaktı.

İlknokta'dan yaptığım ilk alışverişimdi bu ve oldukça memnun kaldım. Özellikle İthaki Yayınları'nın kitaplarına ait özel indirimler, kargo ücreti sınırının 75 TL gibi düşük bir fiyat ve kapıda ödeme seçeneğinin olması, kitap alışverişi için İlknokta'yı seçme nedenlerim. Bundan sonra İthaki Yayınları ağırlıklı alışverişlerimde İlknokta, ilk tercihim olacak.

post signature

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...