30 Eylül 2014 Salı

Bu ay ne(ler) okudum (Eylül/2014)


Okulların açılmasıyla tekrar kitap okumaya döneceğimi düşünmüştüm, Yazın oturan dizi izleme düzenimi bozmak çok zor geliyor, bu da kitap okumamı bir hayli güçleştiriyor. En son ağustosun ortalarında kitap bitirdiğimi hatırladıkça, bu kadar çok dizi izlediğim için pişman olmaya başlıyorum. Fakat daha sonra o süre zarfında izlediğim bütün dizilerin bana bir şeyler kattığı ve zamanımın çok da keyifli geçtiği geliyor aklıma; pişmanlığım da geçip gidiyor :D

Önümüzdeki haftalarda kitaplara daha çok vakit ayırmayı istiyorum. Okullar açıldığı için kitaplarla daha çok haşır neşir olacağım bir gerçek; yoksa o günlük 3 saatlik yol, kitapsız geçmez zaten. Ama o kitabın ders kitabı mı, yoksa okuma kitabı mı olacağı kesin değil :)

Eylül ayında sizler hangi kitabı/kitapları okudunuz?


post signature

23 Eylül 2014 Salı

Dizi Notları | 1



Her yaz tatilinde olduğu gibi, bu yaz da izleyecek dizi bulamama döneminden geçtim. Bu dönem genelde temmuza denk geliyor ve ağustos ayına kadar sürüyor ve 7/24 izlesem bitiremeyeceğim kadar çok dizi bulmamla sonlanıyor. İşte, bu dizi izleme döneminde hem doyasıya dizi izlemek hem de izlediklerimi buradan paylaşmak istiyorum. Fakat bunun için ayrıntılı bir dizi tanıtımı yazısı hazırlamam gerekiyor. Kendimi diziye kaptırmışken o kadar detayla uğraşmak istemediğim için yazmaya üşendiğim onlarca dizi tanıtımı var. Ben de bunun yerine tanıtımların daha kısa bir versiyonunu hazırlamaya karar verdim. Dizi Notları adını verdiğim yazı dizisinde, o günlerde veya haftalarda izlediğim dizilere kısaca değineceğim. Dizilerin neyini sevip neyini sevmediğimden, izlediklerimi tavsiye edip etmediğimden, vs. bahsedeceğim. Arada sırada dizi tanıtımları da yapmayı düşünüyorum. Ama güncel olarak izlediğim dizileri Dizi Notları üzerinden anlatmayı planlıyorum.


Yeni yazı dizisinin ilk bölümünü yaz tatilimin son 1-1,5 ayını harcadığım 4 diziye ayırdım. Bunlardan ilki izleyecek dizi bulamadığım ve Eren'in tavsiyesine uyup başladığım Buffy: The Vampire Slayer. Şu zamana kadar birçok dizi izledim ama nasıl olduysa Buffy'yle hiç karşılaşmamışım. Yahu nasıl olur bu, aklım almıyor. Kendimi romantik filmlerdeki, sürekli birbirinin yanından geçen ama bir türlü çarpışıp tanışamayan; bu nedenle de birbirlerine aşık olamayan çiftlerden biri gibi hissediyorum. Buffy'yle aramızdaki ilişkiyi en iyi bu şekilde özetleyebilirim, sanırım. Çünkü Buffy'yi bitirdikten sonra beynimin derinliklerinden minicik bir anı yüzeye çıktı. Meğer ben, yıllar yıllar önce birkaç kere Buffy'ye denk gelmişim fakat bir kere olsun Buffy izlememişim. Buffy'yi bitirdikten sonra bile, diziyi bırakma taraftarı değildim. Bu yüzden de Buffy hakkında araştırmalar yaptım. Öğrendim ki bu dizi önceden televizyonda yayınlanmış ve ben ona bile denk gelmemişim. Bir yerlerde gördüğüm bir posterde Buffy'yi ve yanında platin sarısı saçlı bir adamı hatırlıyor gibiydim ama bu anı hâlâ net değil ve nasılsa ben bu ikilinin başka bir isminin olduğunu düşünmüştüm; ta ki yıllar sonra o posterle karşılaşana kadar. Hayır, nasıl oldu da Buffy gibi bir ismi unuttum, bilmiyorum. Neyse ki bu olayın da iyi bir yanı var; zihnime güvenemeyeceğimi bu yüzden de şimdiye kadar izlediğim dizileri listelemem gerektiğini anladım. Sonuç olarak Buffy gibi mükemmel ötesi bir diziyi çok sonra izlediğim için pişmanım. Buffy, tıpkı Supernatural gibi, arada sırada özlem gidermek için açıp keyifle tekrar tekrar izleyebileceğim diziler kategorisine girdi. Hâlâ izlemeyen varsa, çok şey kaçırıyor, söyleyeyim.

Bir de buradan Eren'e son kez teşekkür etmeliyim :) Beni Buffy ile tanıştıran biricik arkadaşım, resmen bir canavar yarattın benden :D 12 günde bitirdiğim Buffy yetmedi, üstüne 3 dizi daha izledim; tatilimin yarısı dizilerle geçti. Buna rağmen en iyi yaz tatillerimden birini geçirdim, sayende. Bundan sonra dizi tavsiyesine ihtiyacım olduğunda kimi aramam gerektiğini biliyorum :D


Gelelim Buffy sonrası döneme... Buffy'yle eş zamanlı olarak izlediğim diğer dizi, Buffy'nin spin-off'u Angel'dı. Dizilerdeki olayları kronolojik olarak birlikte götürmek istediğim için Angel'ın ilk 4 sezonunu Buffy ile birlikte izledim. Buffy'nin bitişiyle Angel'ın son sezonunu erteleyebildiğim kadar erteledim ki Buffy dünyasını terk edemeyeyim. Ama ne yazık ki Angel da bitti ve ben hayatımın en büyük sorusuyla karşı karşıya kaldım: kendimi Buffy ve Angel'da kaybettikten sonra nasıl bu dünyaya dönecektim? Hem de okulların açılmasına bir aya yakın zaman varken... Buradan, Angel'ın da Buffy kadar başarılı bir yapım olduğunu anlayabilirsiniz. Özellikle son sezonu, daha doğrusu dizinin final bölümü, kapanışı mükemmel bir şekilde yaptı. Bu sonu başlarda biraz sinir bozucu bulsam da sonradan anladım ki diziyi bu şekilde sonlandırarak, çizgi romanlar sayesinde Buffy dünyasına her an dönebileceğimiz açık bir kapı bırakılıyor. Çizgi romanları takip etmesek bile her şeyin bir şekilde birbirini izlediğini biliyoruz. Buffy dünyasında olayların bir şekilde devam ettiğini bilerek Angel'ı bitiriyoruz ve bu son gibi gözüken ama bir son olmayan sonu fazlasıyla sevdim ^_^


Angel'dan sonra bir ikilemle karşı karşıyaydım. Ya dizilere ara verip kitaplara dönecektim ya da saracak başka bir dizi bulacaktım. Nitekim tercihimi ikinciden yana kullandım ve Angel olarak tanıdığım David Boreanaz'ın bir başka yapımına başladım: Bones. Bones yaz tatilinin başlarında, Buffy'yi izlemeden önce gözüme takılmıştı. Fakat David Boreanaz, Bones'un posterinde çok farklı gözüktüğü için Buffy'yi izlerken bu kişilerin aynı adam olduğunu anlamamıştım. Buffy etkisinden çıkmak istemediğim için David Boreanaz'ın rol aldığı dizilere baktım ve burada Bones'la karşılaştım. David Boreanaz'ın oldukça uzun süren bir dizide hem de daha önce izlemek istediğim bir dizide oynadığı görünce, hemen diziye başladım. Ama bu sefer akıllanıp diziyi sindire sindire izledim :D Dizinin yeni sezonunun önümüzdeki günlerde başlayacağını öğrenince de son sezonun bölümlerini haftalara yaydım. Fakat yine dayanamayıp birkaç gün önce Bones'u da bitirdim. Dizi biraz Castle'ı andırıyor, karakterlerin dinamikleri ve dizinin türü bakımından oldukça benzerler. Bones'un biraz daha olay/dava odaklı olduğunu söyleyebilirim. Castle'da ise daha çok karakter ilişkilerine yoğunlaşıldığını hatırlıyorum. Onun dışında iki dizi de birbirinden başarılı yapımlar.


Hazır polisiye/suç konulu dizilere başlamışken bu tür üzerinden devam etmeyi tercih ettim ve Bones'un yeni sezonunu beklerken daha önce ilk bölümünü izlediğim, devamını daha sonra izlemek üzere yarım bıraktığım bir diziye, Criminal Minds'a başladım. Dizinin şu anda 3. sezonundayım. İlk sezonda biraz sıkılsam da çok geçmeden diziye alıştım. Sıkılmamın sebebi ise karakterlerin birbiriyle çok fazla ilişkisinin bulunmamasıydı. Her karakter dava üzerinde çalışırken görünüyor ama aralarındaki güven ilişkisi tam olarak oturmadığı için birimdeki kişileri bir grup olarak benimsememiştim. Bu da diziye ısınmamı zorlaştırmıştı. Ama bölüm bölüm karakterlerin geçmişini, yaşamlarını izleyince birbirlerini tanımaya, birbirlerine güven duymaya başladıklarını görünce ben de diziyi sevmeye başladım. Dizinin davalardaki katilleri anlamaya çalışırken psikolojiyi kullanması, diziyi izlememin başlıca nedeni. Dizide özellikle seri katillere yoğunlaşılmış durumda, katillerin profili çıkarılarak sonraki hamlelerinde yakalanmaları sağlanıyor. Criminal Minds'ta diğer suç konulu dizilerin aksine katil odaklı bir yaklaşım benimsenmiş; bu da demek oluyor ki katili yakalamak için gerekirse sonraki kurbanın öldürülmesini bekliyorlar. Ölen her kurban, katilin profilini oluşturmaya yardımcı olduğu için kurbanlarla özel olarak ilgilenilmiyor veya yaşamları dramlaştırılmıyor. Bunu ilk bölümlerde garipsemiştim ama sonraki sezonlarda alıştım. Dizinin sevdiğim bir diğer yanı, bölümlerin çeşitli bilgilerle desteklenmesi; gerçek seri katillerden örneklere, psikolojik çıkarımlara, bunlarla ilgili istatistiklere ve araştırmalara yer veriliyor. Bu özelliklerinden dolayı, dizi için bu tür diziler arasında türünün tek örneği diyebilirim.


Bu dizilere ek olarak önceden takip ettiğim ve yeni sezonuna başlamış birkaç diziye de vakit ayırdım. Bunlardan aklıma ilk gelenler Doctor Who ve Haven. Yeni Doktor'u kısa sürede benimsedim, performansına ise bayıldım. Capaldi, kesinlikle mükemmel bir iş çıkarıyor; kendisini role verdiğini görebiliyorum. Clara'yla arasındaki uyumu ise pek göremiyorum. Gerçi ben Clara'yı diziye dahil olduğundan beri pek sevememiştim. Dizinin yayınlanan son bölümü Time Heist'ta Clara'nın 12. Doktor'un yoldaşı olduğunu ilk kez hissettim; bu bölüm gerek senaryosu gerekse oyuncularıyla favori DW bölümlerim arasına girdi. Haven'da ise biraz hayal kırıklığına uğradım. Dizinin geri dönüşü beklediğimden daha sönüktü. Sonraki bölümleri de izlerim muhtemelen, dizinin alt yapısı kuvvetli olduğu için ilerleyen bölümlerde mutlaka toparlanırlar diye düşünüyorum.

post signature

21 Eylül 2014 Pazar

Ne(ler) Yapıyorum | 5


Merhaba, merhaba... Upuzun bir aradan sonra buradayım :) Aslında tam olarak bloga dönmüş sayılmam ama dönmeye çalışıyorum. Blogu açtığımdan beri blogtan hiç bu kadar uzak kalmamıştım. Bunun düşündüğüm kadar da kötü bir şey olmadığını anlayınca bloga dönüşümü sürekli erteledim. Derslerim başlayacağına göre kendime çekidüzen verip toparlanmam gerekiyor. Ama tatili şimdiden özlüyorum :) Bloga girmediğim günlerde ne yaptığıma gelecek olursak...

Okuduğum son kitabın üstünden neredeyse iki ay geçmesi beni korkutsa da çok yakında kitaplara döneceğimi düşünüyorum. Ben dönmek istemesem bile beni döndürecek arkadaşlarım var, eminim onlar bir şeyler ayarlar :D

Geçtiğimiz iki ay boyunca bolca dizi izledim, öyle ki bilgisayarın bozulmamasını bir mucize olarak nitelendiriyorum. Elime kitap almadığım şu 1,5 ayda 3 diziyi izleyip bitirdim. Bunlardan ikisi final yapmış dizilerden, biri ise hâlâ devam etmekte olan bir dizi. Hızımı alamayıp başka bir diziye daha başladım ve şimdilik ona devam ediyorum. Bu dizilerin hepsi, keşke daha önce izleseydim ya da nasıl ben bu dizileri daha önce izlememişim dediğim dizilerden. Bu 4 diziden, yeni başlayacağım bir yazı dizisinde bolca bahsedeceğim. Dizilerin isimlerini, diziler hakkında gerekli bilgileri, bu dizilere olan hevesimi, fangirllüğümü, edilmesi gereken teşekkürleri ve çok daha fazlasını bulacağınız yeni yazı dizisi, Dizi Notları'nın ilk yazısı önümüzdeki günlerde bloga eklenecek. Yine de SaklamaKabı'nın sahibi Eren'e buradan teşekkür etmezsem içimde kalacak;

Sevgili Eren, benim şu andaki hâlime gelmene senin dizi tavsiyen neden oldu. Bana o malum diziyi tavsiye etmeseydin ve ben de izleyecek dizi bulamadığım için o diziye bakmayı düşünmeseydim muhtemelen hayatımın en iyi dizisini izlememiş olacaktım. Sana ne desem boş, ne kadar teşekkür etsem az. O çok değerli tatilimin 2 haftasını bu diziye harcadım, yine olsa yine harcarım. Ama bu sefer bölümleri bir bir yutmak yerine daha yavaş izlerdim ki dizi bitmesin :D Uzun lafın kısası, teşekkürler Ero ;)

Film konusunda da bayağı gerilerdeyim. Daha çok dizilere ağırlık verdiğim için sadece bir film izleyebildim. Aynı Yıldızın Altında'nın yorumunu yazmayı düşünüyorum. Ama yazmadan önce muhtemelen filmi bir daha izlerim. Bu sefer yanıma peçete almayı unutmayacağım :)

post signature

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...