31 Ekim 2014 Cuma

Bu ay ne(ler) okudum (Ekim/2014)


Yazıya başlamadan önce, Bu ay ne(ler) okudum yazı dizisiyle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Bu yazı dizisine bir yıl önce, 2013'ün ekim ayında başlamıştım. Bu yazıyla, yazı dizisinin 1. yılı doluyor. Önceki yazı dizisi, Bu ay ne okuyacağım?'ın aksine, Bu ay ne(ler) okudum'u sonlandırmayı düşünmüyorum. Burada bahsettiğim gibi, yazı dizilerini belli bir amaca yönelik hazırlıyorum ve bunun amacı aylık olarak okuduğum kitaplardan kısaca bahsetmek. Bu sayede hem ben o ay okuduğum kitapları tekrar hatırlayarak ikinci bir değerlendirmede bulunuyorum hem de sizler o ay okunan kitapların genel değerlendirmelerine göz atarak ilginizi çeken kitapların yorumlarına ulaşıyorsunuz. 1. yılında bu yazı dizisini, amacını koruduğu için kalıcı olarak blogumun bir parçası haline getirmeyi düşündüm. Gerçi, bunu aylar önce düşünmüştüm ama resmileştirmeyi sonraya bıraktım :)

'Gelelim bu ay bitirdiğim kitaplara...' diyecektim ama ekim ayını da geçen ay olduğu kitap okumadan bitirdim :D Eylülden farklı olarak bu ay, kitap okumaya çok daha fazla zaman ayırsam da aynı zaman aralığında birden fazla kitap okuduğum için kitapları bitiremedim. Bu dönem aldığım derslerin yoğunluğu da kitap okumamı olumsuz yönde etkileyeceğe benziyor. Ama bu, kitap okumamak için bir bahane değil, tabii ki ;)

İzlediğim dizileri azaltmaya başladığım şu günlerde Kafka'nın Dönüşüm'ünü bitirip burada ondan bahsedecektim, aslında. Üşengeçliğim yüzünden sonsöz kısmında kaldığım için şu anda okuduğum diğer 4 kitapla birlikte yorumu kasım ayına kaldı. Bu demek oluyor ki, kasım ayında bloga kitaplarla ilgili bolca yazı ve yorum gelecek ^_^

Ekim ayında sizler hangi kitabı/kitapları okudunuz?


post signature

29 Ekim 2014 Çarşamba

Yorum: Veronica Roth - Yandaş (Divergent, #3)

Tür: Bilim Kurgu, Distopya, Genç-Yetişkin
Goodreads Puanı: 3,64 (364.556 oy)
Orijinal Adı: Allegiant
Yayınevi: Artemis Yayınları
Çeviri: Uğur Mehter
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 520
TEK BİR SEÇİM
SENİ DÖNÜŞTÜREBİLİR

TEK BİR SEÇİM
SENİ YOK EDEBİLİR

TEK BİR SEÇİM
KİM OLDUĞUNU BELİRLER

BİRİNİN KORKULARINI ÇEKİP ALDIĞINIZDA, MERHAMET DUYGUSUNU DA ALMIŞ OLURSUNUZ.

Tris Prior'ın bir zamanlar inandığı topluluk sistemi çöküşün eşiğinde. Bu nedenle Tris, yeni bir dünya keşfetme fırsatını tereddütsüz kabul ediyor. Çünkü Tobias'la birlikte çitlerin ötesinde yalanlardan, iç içe geçmiş ilişkilerden ve acı hatıralardan uzak, yeni bir hayat kurma şansı olabilir. Oysa Tris'in öğreneceği gerçekler, ardında bıraktıklarından çok daha tehlikeli. Bildiği her şey anlamını hızla yitirirken, Tris insanın karmaşık doğasını anlamak için savaşmak zorunda. Tabii cesaret, dostluk, fedakârlık ve aşk gibi imkânsız seçimlerle de karşı karşıya.
Yandaş'ı bitireli iki aydan fazla oldu. Araya giren diziler sebebiyle ne yazın okuduğum kitapların yorumlarını yazabildim ne de elim başka kitaplara gitti. Kitap okuma düzenime geri döndüğüm şu günlerde yazın okuduğum kitapların yorumlarına el atmaya karar verdim. Açılışı ise Yandaş ile yapıyorum.

Kitaba başlamadan önce spoiler yediğimden bahsetmiştim. Haftalarca serinin kitap-film ikilisi hakkında en ufak bir bilgi veren sitelerden uzak durduğum halde, ufacık da olsa bir spoiler sinyalinin varlığını görmediğim bir yerden Yandaş'ın sonuyla ilgili bir spoiler yemiştim. Sen git spoiler yememek için canını dişine tak, daha sonra salak saçma bir şekilde spoiler ye. Bundan daha da kötü bir şeyin olamayacağını düşünüyordum ki yanlış/eksik spoiler yediğimi anladım. Bu da kitabı okurkenki ruh halimi büyük ölçüde etkiledi,tabii. O malum bölüme kadar, kitabı pek de zevkle okuyamadım. Benim için kitap, yediğim spoilerın yalan olduğunu sindirdikten sonra başladı.

Kitabı okuyalı bayağı olduğu için tam olarak hatırlamıyorum; ama kitapta bir şeyler eksik gibiydi sanki. Günümüzle kitaptaki distopik gelecek arasında köprü görevi gören bilgilerin çoğu, Yandaş'ta bulunuyor. Veronica Roth'un kurguladığı distopyanın mantığını da anladım. Fakat o distopyada bazı kısımlarda kolaya kaçılmıştı. Uyumsuz olma/olmama durumunun çok iyi kurgulandığını ve açıklandığını düşünsem de o malum olayın gerçekleşme şekli biraz oldu bittiye getirilmiş gibiydi. Olayla ilgili bir şikayetim kesinlikle yok; serinin fanlarının büyük çoğunluğu sırf bu kısım yüzünden seriden soğusa da serinin bu şekilde bitmesi bence en uygunuydu. Ama, dediğim gibi, biraz o olayda biraz da genel olarak kitabın içeriğinde eksiklikler mevcuttu.

Yandaş ile seriye veda edileceği düşünüldüğünde kitabın hem önceki kitaplarla ilgili soru işaretlerini gidermesini hem de kitap bittikten sonra olacak hakkında birkaç ipucu vermesini beklemiştim. İlki başarıyla sonuçlansa da, o malum olaydan sonra sadece belli kişi/kişilere odaklanılıyor. Bunun yerine Chicago dışında diğer şehirlerde neler olabileceğinden biraz bahsedilseydi, kapanışın mükemmel olduğunu söyleyebilirdim.

Yandaş'ta Tris dışında Tobias'ın bakış açısına da yer verilmişti. Bu sayede Tris'in kaçırdığı veya anlamadığı bazı noktaları görme ve olaylara farklı bir bakış açısıyla bakma şansı verildi. Ayrıca bazı olayları Tobias'ın gözünden görmek, neler hissettiğini ve düşündüğünü okumak da güzeldi.

Bazı eksikliklerinin olduğunu düşünsem de Yandaş, şaşırtıcı sonuyla seriyi tamamlıyor. Uyumsuz serisini, genç-yetişkinle harmanlanmış distopya severlere öneriyorum.



Bana göre, biri yanlış yaptığında, iki taraf da yapılan yanlışın yükünü paylaşır. Yanlışın acısı iki tarafın da omuzlarına yük olarak biner. Ve affettiğinde, bütün yükü üzerine almayı seçmiş olursun.





post signature

15 Ekim 2014 Çarşamba

Yorum: Maleficent (2014)

Tür: Aksiyon, Fantastik, Macera
IMDb Puanı: 7,2 (128.512 oy)
Türkçe Adı: Malefiz
Yönetmen: Robert Stromberg
Oyuncular: Angelina Jolie, Elle Fanning, Sharlto Copley, Sam Riley, Imelda Staunton...
Vizyon Tarihi: 30 Mayıs 2014
Süre: 97 dk.
Disney, 1959 klasiği "Uyuyan Güzel"in kötü karakterinin anlatılmamış hikâyesi olan Malefiz'i sunar...

Görkemli siyah kanatlara sahip güzel, saf ve genç bir kadın olan Malefiz, barışçıl bir orman krallığında büyüdüğü için huzurlu bir hayata sahiptir. Ta ki bir gün insanlardan oluşan istilacı bir ordu gelip, topraklarının düzeni tehdit edene kadar... Malefiz, topraklarının koruyucusu olur ama acımasız bir ihanete uğrayınca o saf kalbi taşa dönüşür. İntikam hırsıyla dolan Malefiz, insanların kralıyla destansı bir savaş verir ve kralın yenidoğan çocuğu Aurora'yı lanetler. Çocuk büyüdükçe Malefiz, Aurora'nın krallığa başarı getirecek ve Malefiz'in gerçek mutluluğunu sağlayacak olan anahtar olduğunu fark eder.
Maleficent, etkileyici fragmanıyla ilgimi çeken filmlerden biriydi. Filmi, vizyona girdiği zaman sinema salonunda izleyecek fırsatım olmamıştı. Dün, izleyecek film ararken Maleficent'a denk geldim ve filmi büyük bir keyifle izledim :)

Senaryo, beklediğimden biraz daha farklıydı. Klasik Uyuyan Güzel masalını hepimiz az çok biliyoruz. Senaryonun ise masala uymayan bazı noktaları vardı. Örnek vermem gerekirse, Maleficent, masala göre daha iyi bir karaktere sahip ki bu da masalın son kısmını bir hayli değiştiriyor; masalda bulunmayan bazı yaratıkların senaryoya eklenmesi de bir başka değişiklik. Ben, bu klasik masal baz alınarak Maleficent'ın eski yaşamının anlatılacağını sanmıştım. Nitekim, izlediğim fragman da bunu destekler nitelikteydi. Ama fragmana yapılan değişiklikler yansıtılmadığı için biraz şaşırdım. Yine de, masalın bu versiyonunu da sevdiğimi söyleyebilirim.

Görsel efektler biraz abartı gibi geldi bana. Bunda, her şeyin çok canlı renklerde olmasının veya yaratıkların fazla gerçekçi gözükmemesinin de etkisi olabilir. Filmin bir masalı anlattığını düşünecek olursak gerçekçiliğin bir önemi olmadığını da düşünebiliriz. Ama efektler birazcık gerçeğe yakın olsaydı, daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum.

Senaryoda bazı değişiklerin yapıldığından bahsetmiştim. Bu değişikliklerin bazıları beni şaşırttı, bazılarını ise tahmin etmiştim. Tahmin etmediklerim ise sürpriz unsuru yerine geçerek dikkatimi yeniden filme vermemi sağladı.

Oyuncuların bir kısmını başka yapımlarda görmüştüm, diğerlerine ise ön planda olmadıkları için fazla dikkat etmedim. Angelina Jolie'nin performansı beklediğimden çok daha iyiydi; hatta mükemmeldi. Sharlto Copley de başarılıydı. Elle Fanning'i daha önce Criminal Minds'da izlemiştim; o zamanlar bir çocukken, şimdi büyüyüp oyunculuk yeteneğini geliştirdiğini görmek güzeldi.

Maleficent, görsel açıdan tatmin eden efektleri ve orijinal masaldan bazı yönleriyle ayrılan senaryosuyla beklediğimden farklı ama izlemesi keyifli bir yapımdı. Film, sırf Angelina Jolie'nin sergilediği muhteşem oyunculuk için bile izlenebilir :)


post signature

7 Ekim 2014 Salı

Etkinlik: Book Challence Tag


Uzun zamandır mim etkinliğine katılmamıştım. Yazın kendimi soyutlayarak dizi izlediğim haftalarda beni mimleyenler, mimlendiğimi belirtirse sevinirim; zira o zamanlarda blog aleminde neler olduğuyla ilgili hiçbir fikrim yok :D

Gelelim Deve Tuşu'nun beni mimlediği Book Challence Tag'ine. Bu etkinlikte 6 soru bulunuyor. Soruları açıklayarak cevapladıktan sonra 20 kişiyi mimlemeniz gerekiyor. Gül Kaptan'a beni mimlediği için çok teşekkür ediyorum. Onun cevaplarına bakmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. Benim cevaplarım da aşağıda yer alıyor :)

1. İlk Hayranlığım: Dünyanın Merkezine Yolculuk


Bana kitap okumayı sevdiren ve beni fantastik türüyle tanıştıran kitap, Jules Verne'in Dünyanın Merkezine Yolculuğu'ydu. Kitabı bitirdikten sonra babama koşup kitabı defalarca anlattığımı hatırlıyorum. Ne kadar imkansız olsa da yer altındaki o olağanüstü dünyanın var olabileceğini bir anlığına bile düşünmek, inanılmaz derecede keyifliydi. O yaşlarda beni böylesine etkileyen, hayal gücümü fazlasıyla geliştiren bir kitap daha olmadı.


2. Favori Serim: Yüzüklerin Efendisi


Birkaç yıl önce olsa bu soruya düşünmeden cevap verebilirdim. Ama şimdi, uzunca düşünmem gerekiyor. Aklım diğer serilerde kalsa da Yüzüklerin Efendisi'nin yeri bende ayrı olduğu için onu seçiyorum :) Onun dışında Harry Potter, Sherlock Holmes, Açlık Oyunları, Ölümcül Oyuncaklar, Percy Jackson, Vampir Günceleri, Lanet İşleyiciler ve daha onlarcası aklıma gelmeye devam ediyor. Satırlar boyunca bu serileri okumamanız için bu maddeyi burada kesmem lazım :D


3. Favori Kitabım: Saksı Olmanın Faydaları


Beni zorlayan bir madde daha... O kadar çok favori kitabım var ki, aralarından seçim yapmam çok zor. Ben de aklıma ilk geleni seçip yazdım. Bir seriye dahil olmayan kitaplardan bunun dışında, 1984, Fahrenheit 451, Çıplaklar, Dracula, Silmarillion, Yokyer, Aynı Yıldızın Altında ve daha okuduğum birçok kitap favorilerim arasında.


4. Favori Erkek Karakterim: Lestat de Lioncourt


Uzun uzun açıklamama gerek yok sanırım, beni tanıyanlar Lestat saplantımı hayranlığımı bilirler. Zaten Lestat da o dalgalı sarı saçları, gri gözleri, aristokrat havası, duygusal ama aynı zamanda acımasız kişiliğiyle hayran olunmayacak gibi değil. Sadece vampirler içinde değil, bütün kitap karakterleri içinde gerçek olmasını en çok dilediğim karakterlerin başında geliyor kendisi. Anne Rice'ın karakter yaratma becerisini de düşündüğümüzde, insanın Lestat'ın gerçekten var olup olmadığını bir anlığına sorgulaması kadar doğal bir şey yok bence :)


5. Favori Bayan Karakterim: Hermione Granger



Zaten sevdiğim bayan karakterlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmediği için, içlerinden favorim olanı seçmek çok da zor olmadı :D Hermione ile çocukluğuma kadar dayanan eski bir bağım olduğu için onu seçtim. Hatta kendisi, sevdiğim ilk bayan karakter bile olabilir ^_^


6. Favori Okuma Saatim: Gece


Her zaman, her yerde kitap okuyabilsem de en çok geceleri, herkes uykudayken ve ortam sessizken okumayı seviyorum. Bu zamana ek olarak özellikle kış aylarında, güneşin doğmasına dakikalar kala uyanıp sıcacık yatağımda kitap okumak da çok zevkli; bir de herkes daha uyuyorsa ve çıt çıkmıyorsa okuduğum kitabın sayfaları arasında kaybolmak çok daha kolay oluyor :)

Bu etkinliğe çok geç katıldığım için mimleyecek kişi bulmakta zorlandım. Bu yüzden bu yazıyı görüp etkinliğe katılmayan kişiler varsa, onları mimliyorum ben de :) Katılanlar, yazılarının linkini yorum olarak bırakabilirler ^_^

post signature

6 Ekim 2014 Pazartesi

Ne(ler) Yapıyorum | 6


Merhaba, öncelikle herkese iyi bayramlar :) Havaların dengesiz olduğu şu günlerde nereye baksam öksüren, aksıran, burnunu çeken insanlar görüyordum. Çok değil, birkaç gün önce ben de bu hasta kervanına katıldım. İşin ilginç yanı ise, tam da kitap okumaya başladığım bu zamanlarda hastalığa yakalandım. Kafamın ağırlığını taşıyamayacakmış gibi olduğumdan yapabildiğim tek şey yatmak... Kitap ve çay, hastalığa birebir gelse de kitap okumak için gerekli dikkati toparlayamıyorum. Bu yüzden birkaç gün daha kitaplarıma el süremeyeceğim. Onun yerine yattığım yerden bolca meyve, su ve ilaçlar eşliğinde Criminal Minds izliyorum ^_^

Uzunca bir süre hasta olarak kalacağım, muhtemelen ve blogla pek ilgilenemeyeceğim. Bu yüzden blog boş kalmasın diye biraz kitaplar biraz da gezintilerle ilgili bir yazı yazmak istedim. 

Birkaç haftadır, 20. yüzyıl Amerikan edebiyatı eserlerine merak salmış durumdayım. Bazı yazarları araştırıp kitaplarına bakıyorum. Yeni bir alınacaklar listesi oluşturup hangi kitapların tükendiğini inceledim. Geçtiğimiz pazartesi günü basımı tükenen kitapları bulmak için kardeşimle birkaç sahaf gezdik. Bu yazıda ise gezdiğim sahaflara ve karşılaştığım minik sürprizlere değineceğim.

Öncelikle, bahsedeceğim mekanların İzmir'de bulunduğunu belirteyim. İzmir'deyseniz bu mekanlara mutlaka uğramalısınız. Sizin İzmir'de bildiğiniz herhangi bir sahaf, kitapçı, vs. varsa tavsiye edeceğiniz mekanları yorum olarak gönderebilirsiniz deyip pazartesi günkü maceramı anlatmaya geçiyorum :)

İlk önce Sevgi Yolu'na uğradık. Aradığım kitapların (Mezbaha No:5 ve Çıplak Şölen) burada olma olasılığının düşük olduğunu bilsem de ne olur ne olmaz diye sorduk, soruşturduk. Kimisi oldukça cana yakındı, aradığım kitaplara benzer kitaplar önerdiler; kimisi ise kitabın normal fiyatının birkaç lira üstünde söyleyip sana şu kadara olur diyerek kitabı normal fiyatında satmaya çalışacak kadar uyanık olduğunu düşünüyordu. Sevgi Yolu'nda bu kitapları bulamasam da çok hoş bileklikler buldum. Uzun zamandır Deathly Hallows kolyesinden almak istiyordum ama fiyatı uçuk gelmişti bana. Çok daha ucuza o işaretin bileklik versiyonunu bulduk. İpleri kesip zincir buldum mu, kolyem hazır olacak :)

Ardından Kıbrıs Şehitleri'ndeki sahaflara bir göz atmayı düşündük. 1440. sokaktaki iki sahaf/kitapçıda şansımızı denedik; Doğan Kitabevi ve Kenar Kitabevi. Doğan Kitabevi, tavana kadar uzanan kitaplıkları ve muazzam kitap arşiviyle sahaf havasında bir kitapçı. Kenar Kitabevi ise buraya göre biraz daha modern görünüşlü ve daha çok çalışma ve test kitapları satan bir yer. Bu iki mekanda da kitapları bulamayınca tavsiyeleri üzerine Ege Kitap ve Plak Evi'ne uğradık. Soluduğumuz havayı bile değiştiren, çok farklı bir tasarımı var bu mekanın. İstediğim kitapları bulamasam da mekandan ayrılmak istemedim. Bu yüzden bu kitaplar hakkında sorular sordum. Öğrendiğime göre kitapların basımı artık yokmuş ve bu kitaplar için istenen fiyat da bayağı tuzluymuş. Kitapların e-book'larını edinsem de kitaplığıma koyacağım, dokunup koklayacağım kitapları tercih ediyorum. Şimdilik e-book olarak idare edeceğim ama bulabilirsem de kitapları almayı düşünüyorum.

Tam maceramız sona erdi derken, kardeşimin ısrarları üzerine Cadı Kazanı'na girdik. Bilmeyenler için, Cadı Kazanı çeşitli kitap, dizi ve filmlerle ilgili veya otantik tarzda eşyaları bulabileceğiniz bir dükkan. Özellikle kupalar ve tişörtler oldukça ilgi çekici. Takı konusunda ise birçok seçenek mevcut ama kitap-dizi-film üçlüsüyle ilgili takılardan çok az var. Şans eseri, o gün dükkana Time Turner kolyesi gelmiş. Bu kolyelerin sıralandığı tutacağı görünce gözlerim ışıldadı, aradığım kitapları bulamamanın getirdiği hüzün anında yok oldu. Mekanın facebook adresine bakmak isterseniz şuraya tıklayabilirsiniz. Heyecandan dükkanda fotoğraf çekmeyi unuttum maalesef, ama aldıklarımı fotoğraflamayı başardım ;)



İzmir'de birçok takı satıcısında bu tarz bileklikleri görebilirsiniz, artık; Harry Potter'dan Açlık Oyunları'na kadar birçok kitap, dizi ve film ile ilgili takılar basit malzemelerle üretilip çok ucuza satılıyor. Ama Time Turner gibi ayrıntısı bol, üretimi zor takıları satan başka bir yer bilmiyorum. Siz de benim gibi alacağınızı dokunarak, inceleyerek alma taraftarıysanız ve İzmir'deyseniz bu mekanı es geçmeyin derim ;)

Not: Bileklikler genel olarak 2-3 lira arasında değişiyor, Time Turner ise 20 lira.

post signature

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...