27 Mart 2015 Cuma

Yorum: Kass Morgan - 21. Gün (The Hundred, #2)

Tür: Aşk, Bilim Kurgu, Distopya, Genç-Yetişkin, Kıyamet Sonrası
Goodreads Puanı: 3,78 (2.876 oy)
Orijinal Adı: Day 21
Yayınevi: Go Kitap
Çeviri: Arın Zengin
Basım Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 312
DÜNYA’DA YALNIZ OLDUKLARINI SANIYORLARDI.

YANILMIŞLARDI.

The 100 grubunun Dünya’ya ayak basmasının üzerinden 21 gün geçmiştir. İçlerinden birinin uğradığı ölümcül saldırının ardından Dünya’da yalnız olmadıklarını anlayan grup üyeleri yaşadıkları şoku atlatamadan birer birer hastalanmaya başlarlar. Belirtiler radyasyon zehirlenmesini işaret etmektedir. Aynı gün ele geçirecekleri Dünyalı kızın onlara söyleyeceği çok şey vardır. Onların, Dünya’ya ayak basan ilk Koloniciler olmadığı gibi…

WELLS, grubun güvenliğini sağlamak için canla başla çalışırken CLARKE diğer Kolonicileri bulmak için kamptan ayrılacak, BELLAMY ise ne pahasına olursa olsun kız kardeşini bulacaktır. Gemide kalan GLASS ise hayatının aşkı ile kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorundadır.

New York Times çoksatarı THE 100 kitabının devamı olan 21. Gün’de sırlar bir bir açığa çıkarken inançlar sınanıyor ve ilişkiler sınavdan geçiriliyor.
The 100'ı dizisiyle tanımış ve sevmiştim. Geçtiğimiz ay da serinin ilk kitabı olan The 100'ı okumuştum. Dizisiyle aynı tadı vermese de farklı ve güzeldi. Bu arada, ayrıntılı yorumum için buraya tıklayabilirsiniz. Geçen hafta ise serinin devam kitabı 21. Gün'ü okuyup bitirdim. İlk kitaptan daha iyiydi ama aynı olumsuzlukları da paylaşmıyor değildi...

21. Gün ile artık dizisiyle kitabını ayrı olarak beğenmeyi öğrendim diyebilirim :D Çünkü ikisinde de kurgunun son durağı aynı yer gibi görünmesine rağmen, oraya gidene kadar kitapta ve dizide çok farklı olgular, çok farklı şekillerde işleniyor. Bu farklılık, kitabı sıkıcılıktan da kurtarıyor. Kitap, dizinin bir tekrarı olarak gözükmüyor; aksine, özellikle bu kitapla birlikte her şey daha da ilginçleşiyor.

Fakat 21. Gün, The 100'ın bazı olumsuzluklarını da taşıyor. Bunlardan biri, olayların bir anda olup bitmesi. Oldu bittiye getirilme hissini, 21. Gün'ü bitirdikten sonra da hissettim ama bu sefer daha azdı, sanki. Kitap, o giriş havasını üstünden atmıştı; hatta kitabın sonuna doğru, can alıcı olaylara giriş yapıldığını hissedebilirsiniz.

Bir diğer olumsuzluk da betimleme eksikliğiydi. Kitap çok sürükleyici olduğu için bu, kitabı okurken pek fark edilmiyor. Ama olayların durulduğu bölümlerde veya betimlemelerin yapılmadığı, birbirini izleyen sahnelerde bunun eksikliği fazlasıyla çekiliyor. Yine de, yazarın hakkını yememek lazım; bazı betimlemeleri var ki okurken kendimi kolaylıkla kitabın içinde bulabiliyorum :D

Kitabın basım kalitesi, bildiğimiz Go Kitap kalitesiydi: kaliteli kağıtlar, kabartmalı hatta yaldızlı kapaklar ve mıknatıslı tasarım. Bir de Go Kitap, kitabı orijinal kapakla bastı. Kapak düzenini bozmadılar ve benim gibi The 100'ın orijinal kapaklı basımını alanları fazlasıyla memnun ettiler ^_^ Üstelik bu kapak, The 100'ın dizi afişli basımıyla da uyumlu, yani bence herkes memnun edildi :D

21. Gün, serinin ilk kitabıyla bazı eksiklikleri paylaşsa da, ilk kitaptan çok daha iyiydi. Betimlemeler bir tık daha fazla olsaydı ve ben kitapta çok sık yer almayan bu canlı ve detaylı betimlemelere daha fazla maruz kalsaydım, kitap benden tam puanı kapabilirdi ;)



"Seni seviyorum." Bu kelimeleri kaç kere söylediğini sayamazdı ama şimdi daha farklı geliyordu. Onların içinde, geçmişte söylediği ve hayat boyu söyleyeceği seni seviyorum sözcüklerinin yankılarını duyabiliyordu.





post signature

1 yorum:

  1. The Hundred başlangıcı itibariyle bana fazlasıyla Sineklerin Tanrısı'nı hatırlatır. Blogumda da işlemiştim onu. Kesinlikle öneririm.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...