28 Haziran 2015 Pazar

Yorum: Amie Kaufman & Meagan Spooner - Benim Uzak Yıldızım (Starbound, #1)

Tür: Aşk, Bilim Kurgu, Genç-Yetişkin
Goodreads Puanı: 3,96 (28.415 oy)
Orijinal Adı: These Broken Stars
Yayınevi: Go Kitap
Çeviri: Ebru Sürmeli
Basım Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 520
O GECENİN, DEVASA UZAY GEMİSİ İKARUS'TAKİ diğer gecelerden hiçbir farkı yoktur. Ta ki o büyük felaket gerçekleşene ve İkarus yakınlardaki bir gezegene düşene dek. Elli bin yolcu kapasiteli gemiden yalnızca iki kişi kurtulmuştur: Evrenin en zengin adamının kızı Lilac LaRoux ve genç bir savaş kahramanı olan Binbaşı Tarver Merendsen.

Binbaşı Merendsen, Lilac gibi kızların insanın başına beladan başka bir şey getirmediklerini uzun zaman önce öğrenmiştir. Lilac da, Tarver’ın kendi iyiliği için, onu kendisinden uzak tutması gerektiğinin farkındadır. Ama ıssızlığın ortasında hayatta kalabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Açlık, soğuk ve vahşi hayvanlara bir de Lilac’ın duyduğu fısıltılar eklenince birbirlerine güvenmekten başka çareleri kalmaz. Ne var ki çok geçmeden, onları birbirlerinin kollarına iten bu trajediden büyük bir aşk doğar. Artık kurtulup kendi gezegenlerinde bir ömür ayrı kalmaktansa düştükleri bu ıssız gezegende birlikte olmayı tercih ederler.

Ama her adımda onları takip eden gizemli fısıltıların ardındaki gerçeği öğrenmeleriyle her şey bir anda değişir. Lilac ile Tarver o gezegenden ayrılsalar bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Nefes kesen bilim kurgu üçlemesinin ilk kitabı, Benim Uzak Yıldızım, zaman ve mekân tanımayan sonsuz bir aşkın hikâyesi...
Benim Uzak Yıldızım, daha dilimize çevrilmeden muhteşem kapağıyla ilgimi çekmişti. Sırf kapağından dolayı kitabı edinmek istesem de, konusunu okuyunca kitabı gerçekten de okumak istediğime karar vermiştim. Finallerim bittikten sonra tatile alışma sürecindeyken kitabı elime alabildim ve kısa bir sürede kitabı okudum.

Kitabın konu bakımından Titanik'e benzediğini duymuştum; ben de az da olsa benzediğini düşünüyorum ama sadece yolculukta kullanılan gemilerin birkaç özelliği bakımından... Örneğin Titanik için batmayacağı iddia edilmişti ve bu yüzden de gemiye göstermelik olarak, az sayıda filika konulmuştu; İkarus için de benzer bir durum söz konusuydu. Kurgu, bir yerden sonra Titanik'le uzaktan yakından alakası olmayan bir olay örgüsüne girdiği için kitabın Titanik'le benzerliğinin öne çıkarılması yanlış olur diye düşünüyorum; bu Titanikvari uzay gemisinin, asıl olaylara giriş yapmak için kullanıldığı kanısındayım.

Kurgunun zaman çizelgesi biraz ilginçti. Her bölümün başında yer alan birer sayfalık diyaloglarda günümüzde geçen bir olaya yer verilirken, olayın geçmişle bağlantısına ve detaylarına o bölümde iniliyor. Ayrıca kitabın iki karakterin bakış açısından anlatılması, okurların olaylara hakim olmasını kolaylaştırıyor.

Kitap, beklediğimden daha akıcıydı. Kitabı 3 günde bitirdim ama kitabı her elimden bırakışımda çok zorlandım. Bunun en büyük nedeniyse, merak unsurunun başarılı bir şekilde kullanılmasıydı. Ayrıca, kitabın şaşırtıcılığının yüksek olduğunu da eklemeliyim; özellikle kitabın sonuna doğru gerçekleşen bir olay o kadar beklenmedikti ki o olayın aslında olmadığına veya yazarların sonraki sayfalarda bunu bir şekilde eski haline döndüreceklerine inanmıştım ama beklediğim şey gerçekleşmedi. Bu yüzden kitabın o olaydan sonraki kısımlarını "Ya umduğum şey gerçekleşmezse" diye düşünerek, huzursuzlukla okudum ve o kısımlardan ilk bölümlerdeki tadı alamadım. Umarım kurguya verilen bu yön, serinin devam kitaplarında işlenir ve nedenleri de açıklanır.

Kitabın basım kalitesinden bahsetmeme gerek yok sanırım ^_^ Yayınevinin orijinal kapağı kullanmasından memnun olduğumdan kitabın tanıtım yazısında da bahsetmiştim. Benim Uzak Yıldızım, klasik Go Kitap basımında; kitabın yanlarında mıknatıs ve ön ile arka kapaklarda kabartmalar kullanılıyor. Kitabın basımı, beklediğim kalitedeydi.

Fazla derin bir kurgusu olmayan ama akıcı ve sürpriz unsuru yüksek bir kitap arıyorsanız Benim Uzak Yıldızım'ı tavsiye edebilirim. Şahsen ben, kitabı olumsuzluklarına rağmen severek okudum.



Yüzünün her tarafında çillerle karışan lekeleri vardı. Yanağındaki o morluk da duruyordu. Uykusunda bile dudakları düzgün, kararlı bir çizgi halini almıştı. Gözlerinin altında mor halkalar vardı. Terli, perişan ve bitkindi. Gözüme hiç bu kadar güzel görünmemişti.





post signature

0 yorum:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...