15 Haziran 2015 Pazartesi

Yorum: J.K. Rowling - Boş Koltuk

Tür: Çağdaş/Modern, Dram, Gizem, Yetişkin
Goodreads Puanı: 3,25 (189.454 oy)
Orijinal Adı: The Casual Vacancy
Yayınevi: Doğan Kitap
Çeviri: Dost Körpe
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 592
Barry Fairbrother kırklı yaşlarının başında beklenmedik bir şekilde hayata gözlerini yumar. Bu ani ölüm yaşadığı kasabanın halkı için büyük bir şok olacaktır.

Arnavut kaldırımlı meydanı ve eski kilisesiyle Pagford, sıradan bir İngiliz kırsalı gibi görünse de bu tatlı görüntüsünün ardında bir savaş sürmektedir. Zenginler fakirlerle, gençler ebeveynleriyle, kadınlar kocalarıyla, öğretmenler öğrencileriyle sürekli bir çatışma halindedir. Pagford kesinlikle göründüğü gibi bir yer değildir.

Belediye Meclisinde Barry'den boşalan koltuk, kasabanın görüp göreceği en büyük savaşın tetikleyicisi olacaktır.

Türlü düzenbazlıklar ve hırsla süren, herkesin birbirinin foyasını ortaya çıkaracağı seçim savaşında zafer kimin olacaktır?
Boş Koltuk, daha İngiltere'de bile çıkmadan önce Rowling'in HP sonrası yazdığı ilk roman diye adını duyurmuştu. Hatta kitabın adının ne olarak çevrileceği konusu tartışılmıştı. Nitekim dilimize, çıktıktan kısa süre sonra çevrildi ve birçok okur -ben dahil- kitabı sırf J.K. yazdı diye alıp okudu.

Şahsen ben kitabı, sırf Rowling'in yazdığı fantastik ögeler içermeyen bir kitap nasıl olur diye merak ettiğim için almıştım. Çünkü kendisini Harry Potter ve sihir temasıyla öyle çok bütünleştirmiştim ki normal bir hayatı ne şekilde anlattığını hayal bile edemiyordum. Bu yüzden kitabı elime aldığımda, HP'den hatırladığım Rowling'i bekleyerek kitabı okumaya başladım ve bu yüzden biraz umduğumu bulamadım.

Kitabı okumaya başladığımda, kitap hakkında bildiğim tek şey olayların bir kasabada geçtiği ve oradaki insanların yavaş yavaş gerçek yüzlerini gösterecek olduklarıydı. Bu bilinmezlik, ilk bölümlerin sıkıcılığını büyük ölçüde bertaraf etti, aslında. Kitabın konusunu bilseydim muhtemelen ilk birkaç bölümden sonra kitabı yarım bırakırdım zira kitabın giriş niteliği taşıyan bölümleri inanılmaz sıkıcıydı. Kitapta bir ton karakter olduğu için bunların her birinin bir geçmişi, kişiliği ve davranış örüntüsü var. Şimdi, hakkını yemeyeyim; Boş Koltuk'ta Rowling'in karakter yaratma becerisi fazlasıyla görülüyor, öyle ki kendinizi kaptırıp karakterlerin birer kurgu olduğunu unutabilir ve onlara bayağı bir sinir olabilirsiniz. Bütün bu karakterlerin tanıtılması hem kafanızı karıştırıyor hem de kitaptan daha ilk bölümlerde sıkılmanıza neden oluyor. Ama karakterleri benimseyip kasabaya alıştıktan sonra, sayfaları nasıl çevirdiğinizi anlamıyorsunuz bile.

Ben kitabı, normal bir günde okumaya başlamıştım ve birkaç bölüm sonra resmen depresyona girmiş gibiydim. Boş Koltuk'taki bütün karakterin gerçek yüzleri, kendileriyle konuştukları monolog paragraflarında ortaya çıkıyor ve bunları okudukça ruh halizin hafiften kötüye doğru kaymaya başlıyor. Bu, Rowling'in duyguları sözcükler üzerinden okuyucuya aktarma başarısının bir göstergesi olabilir; ama kitabın yarım bırakılma şansını da arttırıyor.

Kurgunun üstüne fazlaca düşünüldüğü ve her bir detayın göz önüne alındığı çok bariz. Kitabın ortasında gerçekleşen bir olayın minnacık bir ayrıntısı sonraki bölümlerde karşınıza çıkabiliyor ve o küçük şeyin kocaman bir başka şeye dönüşmesini takip etmek bayağı ilginçti. Bir de, olaylar küçük bir kasabada geçtiği için herkes bir şekilde birbiriyle bağlantılı oluyor. Herhangi bir davranış, bir başkasını beklediğinizden çok farklı bir şekilde etkiliyor. Bu sürpriz unsuru, kitabı okuyup bitirmemi sağlayan tek unsurdu; neler olacağını, kitabın nasıl biteceğini merak ettiğim için 600'e yakın sayfayı okumak istedim.

Kısacası, Boş Koltuk'u -bazı yerlerinde sıkılsam da- severek okudum. Rowling'in kurgulama ve karakter yazma becerisine bir kez daha tanık oldum; özellikle son sayfalarda, her şeyin nasıl da bir yerde toplandığına hayret ettim.

Son olarak, kitabı Rowling yazdığı için veya Harry Potter'ın o büyülü dünyasını özlediğiniz için okumak istiyorsanız, okumayın. Çünkü bu kitapta sihirin s'si bile yok; katıksız bir gerçekçilik var. Bunu göz önüne alarak kitabı okumaya başlayın, yoksa büyük ihtimalle hayal kırıklığına uğrayıp kitabı yarım bırakırsınız.



Şişko'nun görebildiği kadarıyla insanların yüzde doksan dokuzunun düştüğü hata kendilerinden utanmaktı; kendilerini gizleyerek başkası olmaya çalışmaktı. Dürüstlük Şişko için geçer akçeydi, onun silahı ve zırhıydı. Dürüstlük insanları korkuturdu; afallatırdı.





post signature

2 yorum:

  1. bir HP fanı olarak bu kitabı çok büyük zevkle okudum hatta umduğumdan bile iyi çıktı diyebilirim gerçekten de hikaye anlatma ve karakter yaratma yeteneği süpermiş JKR'in..

    YanıtlaSil
  2. Yine bir Rowling şaheseri.Kurgusu baya ilgimi çekti,keşke yetişkin türü olmasaydı da okuya bilseydim.Yorumun için,bizi aydınlattığın için teşekkürler. :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...