25 Ekim 2015 Pazar

Ne(ler) Yapıyorum | 9


Herkese merhaba :) Bir süredir bloga giremediğimin farkındayım. Çünkü yine hastayım, yine yataklardayım. Her yıl en az 4 kere grip, nezle, soğuk algınlığı ve türevlerine yakalanmazsam o yıl benim için normal geçmiş sayılmıyor. Her mevsim mutlaka 1 haftayı kat kat battaniyenin altında, yanımda kocaman bir şişe su, bir sürü tuvalet kağıdı ve kupalarca bitki çayıyla geçiriyorum. Geçtiğimiz birkaç günü de bu şekilde geçirdim. Ihlamur ve adaçaylarını su gibi tükettim, bol bol c vitamini aldım vesaire vesaire. İşin komiği, hasta olmadan önce de böyleydim ben; geçen hafta da günde en az bir fincan ıhlamur içiyor, 2 günde bir koca bir nar yiyordum ama işte... Hastalık her yıl hem de 4 kere beni bulmayı başarıyor, alıştım artık :D


Gelelim hastayken yaptıklarıma... Kitap okuma düzenim çok güzel oturmuştu, ama hasta olunca bayağı bozuldu. Son 4 gündür kitap okumaya çalışıyorum ama nafile... Kendimi daha iyi hissettiğim için bu akşam birkaç sayfa okumaya çalışacağım, bakalım. En son Otostopçunun Galaksi Rehberi ile Hayalet Hikayesi'ni okuyordum. Rehber bayağı kalın olduğu için yalnızca evde okuyorum. Yolda ise bana Hayalet Hikayesi eşlik ediyor. İkisi de çok iyi gidiyordu, iyileşince ikisine de kaldığım yerden devam edeceğim ^_^


Hasta olunca nefes alıp vermek ve gözlerimi kırpmak dışında bir şey yapmak istemiyor canım. Bu yüzden kitap okumak gibi fazla konsantrasyon isteyen eylemlerde bulunamıyorum; onun yerine yatağıma kıvrılıp dizi izlemekten başka bir seçeneğim kalmıyor. Hastalığımın başlangıç safhalarında birkaç haftadır zevkle izlediğim Black Books'u bitirdim. Dün ise ilk bölümünü izleyip yarım bıraktığım Humans'a devam ettim. Her iki diziden de yakın bir zamanda yazacağım Dizi Notları'nda ayrıntılı olarak bahsedeceğim; bu yüzden şimdilik ikisini de severek izlediğimi söyleyebilirim.


Geçen hafta film sitesinde öylece gezinirken Marslı'nın nete düştüğünü görmüştüm ve hemen izlemiştim :) Ama filmi sinema salonunda izlemediğim için yorumunu yazmama kararı aldım ki zaten kitabı da öyle çok ayrıntılarıyla filan hatırlamıyorum. Ama hatırladığım kadarıyla şunu söyleyebilirim ki film, kitaptan birkaç noktada farklılaşıyor ve Watney'in o esprili kişiliğinin beyaz perdeye sadece ucundan yansıtıldığını düşünüyorum. Film, kitabından ayrı olarak değerlendirilirse bayağı başarılı ve izlemesi zevkli olarak görülecektir ;) Hastayken ise Inside Out'u izledim ve çok sevdim. Sadece çocuklara değil, yetişkinlere de hitap edebilen bir animasyon. Filmin duygusal yanı ağır basmıştı, sanki; ama ben hasta olunca biraz fazla duygusallaştığım için de bana böyle gelmiş olabilir :D

Son olarak, benim tam olarak iyileşmem bir 4-5 günü daha bulur. Yani bu süre zarfında bloga pek giremeyebilirim. Ama Yorum Cadısı'nın instagram hesabında biraz daha aktifim. Blogu oradan da takip etmek isterseniz buraya tıklayarak hesaba ulaşabilirsiniz :)

post signature

2 yorum:

  1. Marslı kitabı benim için 2015in en iyi kitapları arasinda filmini neredeyse alaycı kuş kadar merak ediyordum ama ben filmi umduğum kadar begenemedim ve en büyük sebebide Mark'ın espirili kisiliğine teğet geçilmiş oluşu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, o büyük bir sorun ve şimdi aklıma geldi de, Mark hiç de Matt Damon kadar taş biri değildi :D Kitaptan alınan birkaç cümleyle o kişilik yansıtılmaya çalışılmış ama dediğin gibi teğet geçmiş durumda. Filmi ayrı değerlendirmeye çalış sen de benim gibi, çünkü bu Matt Damon yani :D :D

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...