15 Ekim 2015 Perşembe

Yorum: Ex Machina (2015)

Tür: Bilim Kurgu, Dram, Gizem
IMDb Puanı: 7,7 (176.510 oy)
Türkçe Adı: -
Yönetmen: Alex Garland
Oyuncular: Domhnall Gleeson, Alicia Vikander, Oscar Isaac, Corey Johnson, Sonoya Mizuno...
Vizyon Tarihi: 21 Ocak 2015 (Birleşik Krallık)
Süre: 108 dk.
Henüz 26 yaşındaki Caleb, sadece Silikon Vadisi'nin değil dünyanın da en önemli teknoloji şirketinde yazılım uzmanı olarak çalışmaktadır. Şirketin gizemli CEO’su Nathan ise hem şirketten hem insanlardan uzakta, özel bir dağ evinde yaşamaktadır. Caleb, düzenlenen bir yarışmada, Nathan'ın dağ evinde 1 haftalık bir 'ödül' kazanır. Fakat içine çekileceği deneyden habersizdir. 'Ava' adında güzel bir robot kızın bedeninde, dünyanın ilk gerçek yapay zekası Caleb'i beklemektedir.
Ex Machina'yı çok önceden fark etmiştim, aslında; ama IMDb puanını düşük bulduğum için izlememiştim. Kaçtır hep izleyeceğim diyordum, vazgeçiyordum; filmi dolsun diye bırakıp unutmalar, aldığı düşük puanı görüp son anda izlemekten vazgeçmeler filan... Ama geçenlerde bir baktım filmin puanı almış başını gitmiş. Merakıma yenilip filmi açtım ve bayağı şaşırdım. Film, her yönüyle beklediğimden kat be kat iyiydi.

Uzun zamandır efektler yerine fikirlerin öne çıkarıldığı bir bilim kurgu izlememiştim. İzlediğim son bilim kurgular genelde uzay ve zamanda yolculuk gibi konuları işleyen görsel zenginliğin göze çarptığı filmlerdi. Ex Machina ise Ava'nın robotik bedeni dışında bir efektin sunulmadığı fakat senaryoda işlenen konuyu başarılı bir şekilde irdeleyen türde bir filmdi. Filmin senaryosu yapay zeka üzerine kurulu; yapay zekanın oluşumunu, getirdiği etik ve ahlaki sorunlarla destekleyip seyirciyi de bu tartışmanın içine çekmesi, filmi böylesine zevkle izlememi sağlayan başlıca etmendi. Bu yüzden, bu incelemede filmin tartıştığı konulara biraz daha fazla ağırlık vereceğimi belirtmeliyim.

Ama, tartışmaya geçmeden önce film hakkındaki düşüncelerimden bahsedeyim biraz :) Senaryosu beynimi yakan filmlerde, bir yerden sonra hayal gücüm direksiyonu devralıyor ve akıl almaz senaryolar üretmeye başlıyor. İşte filmde öyle bir nokta geliyor ki, her şeyden ve herkesten şüphelenmeye başlıyorum; senaristin ters köşe yapacağını düşünen beynim, hayal gücümü devreye sokup şoku en az hasarla atlatmamı sağlıyor :D Ex Machina'da da böyle oldu; bir anda her şeyden şüphelenmeye başladım. Karakterlerin, özellikle de bir karakterin şimdiye kadar ekrana yansıtıldığı gibi olmama ihtimali geldi aklıma ve zihnim akabinde şu iki soruyu oluşturdu: Ya o karakter aslında göründüğü gibi değilse ve böyle olduğunu aslında o da bilmiyorsa; ilerleyen senaryoyla, izleyicilerle birlikte bunu fark ediyorsa? Spoiler olmaması böyle biraz karmaşık anlatıyorum ve ayrıntı veremiyorum ama filmi izleyenler bu kişiyi ve neden böyle düşündüğümü tahmin edecektir :) Ben kendimi bu şoka hazırlarken asıl olaya dikkat etmedim ve senaryonun şaşırtıcılığı beni hiç beklemediğim bir anda yakaladı.  Filmin o şaşırtıcı sonu yok muydu... Ben hala ya öyleyse diye düşünürken filmin sonuna doğru öyle şeyler yaşandı ki, şaşkınlıktan beynim itiraz edecek zamanı bile bulamadı. Gerçi, bu biraz da benim naifliğim olsa gerek; film bittikten sonra üzerinde düşününce bu sonunun en uygunu ve bekleneni olduğunu kavradım.

Oyuncular da oldukça başarılıydı. Filmin oyuncu kadrosuna bakıldığında ne kadar az oyuncunun olduğunu görebilirsiniz. Olanlara düşen beceri ve sorumluluğun oldukça fazla olduğunu da görmenizi istiyorum. Koca bir film genel olarak 3 oyuncu üzerinden gidiyor ve o 108 dakika boyunca oyunculuklarını konuşturup aynı zamanda seyircinin dikkatini de kendileri üzerinde tutmaları gerek. Ben özellikle, Harry Potter'ın Bill Weasley'si Domhnall Gleeson'a bayıldım. Bir saç kesimi bir insanı bu kadar mı değiştirir... Onun dışında mimikleri, beden dili, oyunculuk yeteneği, kısacası her şeyiyle müthişti kendisi. Rolünün hakkını fazlasıyla verdiğini düşünüyorum.

Sonraki iki paragrafta yapay zeka ve getirdiği sorulara, filmi baz alarak değineceğim için Ex Machina'yı henüz izlemediyseniz, bu kısımlar sizin için spoiler içeriyor demektir. Sıradaki paragrafları atlayıp yoruma son paragraf ile noktayı koyabilirsiniz :)

Film, yapay zekayı her yönüyle ve mükemmel bir biçimde işliyor. Ekrana işin sadece teknik boyutunu göstermekle kalmamışlar, beraberinde getirdiği sorunları da yansıtmayı başarmışlar. Yapay zekayı nasıl icat ettiğini, filmdeki mucidinden kısaca dinliyoruz ve şunu söyleyebilirim ki arama motorunu kullanarak bir yapay zeka icat etme fikrini gerçekten yaratıcı buldum. Olurunu bilmiyorum, o konuda derin bilgilere de sahip değilim. Ama fikir olarak bana mantıklı geldi ki zaten düşününce, çoğumuzun yaptığı da arama motorlarının yaptığıyla aynı değil mi? Arama motorları yazılan sözcüğü sanal ortamda arayıp bulurken bizler günlük hayatta yaptığımız eylemlerde aradığımız minik ipuçlarına dayanarak kararlar veriyoruz, eyleme geçiyoruz. En basitinden bir karar verirken bile seçenekleri amacımıza ve isteğimize göre bir tür aramadan geçiriyoruz. Yani aslında düşününce, ortaya atılan bu fikir oldukça mantıklı ve bir bilim kurgunun en azından düşüncede mantığa oturması gerektiğini düşündüğümden Ex Machina bu konuda sınıfı geçmeyi başarıyor.

Yapay zekanın icadı çığır açan bir buluş; insanın yaşamını çok kolaylaştıracağı da bariz. Fakat en temel sorun şu; icat edilen bu "makineler" hangi sınıflamaya ait olacaklar? Filmde Ava'nın yapay zeka tanımına birebir uyan bir makine olduğu söyleniyor. Buna ilaveten, bir hafızaya sahip olduğundan da bahsediliyor; bu da anılarını depolayabilmesi demek. İşte, işler burada biraz karışıyor; çünkü anılar, bir insanın var olduğunu ispatlayan delillerden en önemlisi. Bir makine bile olsa, bu düzeyde bir bilişsel donanıma sahip olan her şey anıları olduğu zaman var olduğunun bilincinde olacaktır. Bu durumda Ava, nedir? Herhangi bir makine olmadığı aşikar; fakat bir insan da değil. Bir bilince sahip mi? Sahipse, bu seviyede bir yapay zekanın varlığı yeni kanunlar gerektirmiyor mu? Aksi takdirde senaryoda bahsedildiği gibi Ava'nın Turing Testi'ni geçemediği durumda hafızasının silinme işlemi ve bedeninin parçalara ayrılması, bilincinin olduğunu düşünen bir varlık için cinayet sayılmaz mı? Onu icat ettikten sonra mucidi, onun üzerinde değişimine neden olacak herhangi bir hakka sahip olabilir mi? Ve de en önemlisi de böyle bir varlığın bilincinin olması vicdan, empati ve ahlaka sahip olduğunu gösterir mi? Bilişim Çağı'nın Frankenstein'ı olarak gördüğüm Ava'nın bunlara sahip olmadığı; aksine bunları amacına ulaşmak için manipülasyonda kullandığı, filmin son sahnesinde görülüyor. Ava'nın bu, birçoğu insan üstü olarak sınıflandırılabilecek becerilere sahip olduğunun bilincinde olduğunu bildiğimize ve bir makine olarak sorunun çözümü için erişebildiği her kaynağı vicdan, ahlak gibi insanlara özgü kavramlara sahip olmadığı için bunları dert etmeden kullandığını gördüğümüze göre; karşı karşıya kaldığı sonraki sorunlarda yaptıklarının sorumluluğu kimin üstüne olacaktır?

Ex Machina yapay zekayı ahlak, vicdan, empati gibi kavramlarla irdeleyip Turing Testi'ni farklı bir açıdan görmemize olanak sağlıyor. Turing Testi'nde istendiği gibi Ava'nın Caleb'ı insan olduğuna, bir bilince sahip olduğuna inandırması gerekiyor fakat inandırması, bir bilince sahip olduğunu gösterir mi? Yoksa yaptığı şey sadece testi geçmek için insanüstü becerileriyle insanları gözlemleyip taklit etmek, kandırmak ve manipüle etmek midir? Buna izleyip de siz karar verin zira ben tek izlemede karar verebilmiş değilim ^_^


post signature

3 yorum:

  1. Yapay zekanın abartıldığı bir film olmuş Chappie gibi. Yapay zekalar sonuç itibari ile yazılımdır. Sınır konulabilir. İnsanlara zarar verme vs. İzleyin Ben robot. Tabi o filmin sonuda buna benzer oluyor ama daha mantıklı şekilde.

    YanıtlaSil
  2. Aynen öyle abartılıyor, ama bilim kurgu iyi işlendiyse izleniyor. Bu arada bu site blogger sitesi mi yoksa yönlendirme mi yaptınız. Blogger gibi durmuyor : )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blogger ^_^ Temadan dolayı öyle gözüküyordur.

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...