31 Mart 2015 Salı

Bu ay ne(ler) okudum (Mart/2015)


Mart ayını kitaplar açısından umduğum kadar verimli geçiremedim, maalesef. Sürekli yeni kitaplara başlayıp durdum. Kitaplar sarmadığından değil, betimlenen atmosferlere giremediğim için böyle yapıyorum. Umarım önümüzdeki günlerde başlayacağım kitap, beni bu durumdan kurtarır :)


Bu ay The 100 serisinin ikinci kitabı 21. Gün'ü bitirdim. Kitabın eksiklikleri olsa da, serinin ilk kitabından daha iyiydi. Kurgu gittikçe ilginçleşiyor ve ben de serinin devam kitabını merakla bekliyorum ^_^

Mart ayında sizler hangi kitabı/kitapları okudunuz?


post signature

27 Mart 2015 Cuma

Yorum: Kass Morgan - 21. Gün (The Hundred, #2)

Tür: Aşk, Bilim Kurgu, Distopya, Genç-Yetişkin, Kıyamet Sonrası
Goodreads Puanı: 3,78 (2.876 oy)
Orijinal Adı: Day 21
Yayınevi: Go Kitap
Çeviri: Arın Zengin
Basım Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 312
DÜNYA’DA YALNIZ OLDUKLARINI SANIYORLARDI.

YANILMIŞLARDI.

The 100 grubunun Dünya’ya ayak basmasının üzerinden 21 gün geçmiştir. İçlerinden birinin uğradığı ölümcül saldırının ardından Dünya’da yalnız olmadıklarını anlayan grup üyeleri yaşadıkları şoku atlatamadan birer birer hastalanmaya başlarlar. Belirtiler radyasyon zehirlenmesini işaret etmektedir. Aynı gün ele geçirecekleri Dünyalı kızın onlara söyleyeceği çok şey vardır. Onların, Dünya’ya ayak basan ilk Koloniciler olmadığı gibi…

WELLS, grubun güvenliğini sağlamak için canla başla çalışırken CLARKE diğer Kolonicileri bulmak için kamptan ayrılacak, BELLAMY ise ne pahasına olursa olsun kız kardeşini bulacaktır. Gemide kalan GLASS ise hayatının aşkı ile kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorundadır.

New York Times çoksatarı THE 100 kitabının devamı olan 21. Gün’de sırlar bir bir açığa çıkarken inançlar sınanıyor ve ilişkiler sınavdan geçiriliyor.
The 100'ı dizisiyle tanımış ve sevmiştim. Geçtiğimiz ay da serinin ilk kitabı olan The 100'ı okumuştum. Dizisiyle aynı tadı vermese de farklı ve güzeldi. Bu arada, ayrıntılı yorumum için buraya tıklayabilirsiniz. Geçen hafta ise serinin devam kitabı 21. Gün'ü okuyup bitirdim. İlk kitaptan daha iyiydi ama aynı olumsuzlukları da paylaşmıyor değildi...

21. Gün ile artık dizisiyle kitabını ayrı olarak beğenmeyi öğrendim diyebilirim :D Çünkü ikisinde de kurgunun son durağı aynı yer gibi görünmesine rağmen, oraya gidene kadar kitapta ve dizide çok farklı olgular, çok farklı şekillerde işleniyor. Bu farklılık, kitabı sıkıcılıktan da kurtarıyor. Kitap, dizinin bir tekrarı olarak gözükmüyor; aksine, özellikle bu kitapla birlikte her şey daha da ilginçleşiyor.

Fakat 21. Gün, The 100'ın bazı olumsuzluklarını da taşıyor. Bunlardan biri, olayların bir anda olup bitmesi. Oldu bittiye getirilme hissini, 21. Gün'ü bitirdikten sonra da hissettim ama bu sefer daha azdı, sanki. Kitap, o giriş havasını üstünden atmıştı; hatta kitabın sonuna doğru, can alıcı olaylara giriş yapıldığını hissedebilirsiniz.

Bir diğer olumsuzluk da betimleme eksikliğiydi. Kitap çok sürükleyici olduğu için bu, kitabı okurken pek fark edilmiyor. Ama olayların durulduğu bölümlerde veya betimlemelerin yapılmadığı, birbirini izleyen sahnelerde bunun eksikliği fazlasıyla çekiliyor. Yine de, yazarın hakkını yememek lazım; bazı betimlemeleri var ki okurken kendimi kolaylıkla kitabın içinde bulabiliyorum :D

Kitabın basım kalitesi, bildiğimiz Go Kitap kalitesiydi: kaliteli kağıtlar, kabartmalı hatta yaldızlı kapaklar ve mıknatıslı tasarım. Bir de Go Kitap, kitabı orijinal kapakla bastı. Kapak düzenini bozmadılar ve benim gibi The 100'ın orijinal kapaklı basımını alanları fazlasıyla memnun ettiler ^_^ Üstelik bu kapak, The 100'ın dizi afişli basımıyla da uyumlu, yani bence herkes memnun edildi :D

21. Gün, serinin ilk kitabıyla bazı eksiklikleri paylaşsa da, ilk kitaptan çok daha iyiydi. Betimlemeler bir tık daha fazla olsaydı ve ben kitapta çok sık yer almayan bu canlı ve detaylı betimlemelere daha fazla maruz kalsaydım, kitap benden tam puanı kapabilirdi ;)



"Seni seviyorum." Bu kelimeleri kaç kere söylediğini sayamazdı ama şimdi daha farklı geliyordu. Onların içinde, geçmişte söylediği ve hayat boyu söyleyeceği seni seviyorum sözcüklerinin yankılarını duyabiliyordu.





post signature

24 Mart 2015 Salı

Kitap Alışverişi | 5


Tolkien'ın eksik kitaplarını edinmek uzun zamandır aklımdaydı. Geçtiğimiz sonbahar, bu konuda ilk adımı attım ve J.R.R. Tolkien Encyclopedia: Scholarship and Critical Assessment'ı yaptırdım. Korsana karşı olmama rağmen böyle bir eylemde bulundum; bir kitaba 150-200 dolar verebilecek gücüm yok. Olsa bile verir miydim, bilemiyorum :D

Ardından gözümü Altıkırkbeş'in çıkardığı Tolkien kitaplarına diktim. Bu kitapların basımı artık olmadığı için sahaflardan ve ikinci el kitap satan dükkanlardan almam gerekiyordu. Fakat İzmir'in altını üstüne getirmeme rağmen sadece Peri Masalları Üzerine'ye denk geldim, o da şans eseriydi :D

Daha sonra UKitap'tan haberim oldu ve aradığım birçok kitabı burada buldum. Sistemi bilmeyenler için kısaca anlatayım. UKitap, takas veya satışa aracılık yapan bir site. Üye olduktan sonra almak, satmak veya takas yapmak istediğiniz kitapları profilinize ekliyorsunuz. Kitapların sayfalarında ise kimlerin bu kitaba sahip olduğu, takas/satılık listesinde bulunduğu gibi bilgiler yer alıyor. Satmak veya takas yapmak isteyen üyelerle mesaj yoluyla iletişime geçip anlaşıyorsunuz.

Buraya çok önceden üye olmama rağmen, açıkçası pek güvenemediğim için alışveriş yapmayı erteleyip durmuştum. Geçen hafta cesaretimi topladım, istediğim kitaplara sahip olan ve güvenilir olduğunu düşündüğüm birisine mesaj attım. Birkaç gün içinde anlaştık. Kitaplar da bugün elime ulaştı. Silmarillion ve Güç Yüzüklerine Dair'i almak istemiştim; siparişe Peri Masalları Üzerine'yi de sonradan ekledik. Sorunsuz ve hızlı bir alışveriş oldu, devamını getirmeyi düşünüyorum ^_^

UKitap'tan takas ve alışveriş yapmak isteyenlere fakat güvenmeyenlere, üyelerin karnelerine bakmalarını tavsiye ediyorum. Hiç olumsuz yorum almamış veya olumlu yorum sayısı yüksek kişilerle anlaşırsanız, dolandırılma ihtimaliniz yok denecek kadar az. Anlaşacağınız üyelerden kitapların fotoğraflarını istemeniz de kuşkularınızı gidermeye yardımcı olacaktır.

post signature

22 Mart 2015 Pazar

Yorum: Anthony Burgess - Otomatik Portakal

Tür: Bilim Kurgu, Distopya, Klasik
Goodreads Puanı: 3,95 (351.529 oy)
Orijinal Adı: A Clockwork Orange
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Çeviri: Dost Körpe
Basım Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 168
Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...
...
Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. "Uqueer as as clockwork orange". Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya'da "canlı" anlamına gelen "orang" sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve hoş bir kokusu olan bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da benim anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm...
-Anthony Burges

Karabasan gibi bir gelecek atmosferi... Geceleyin sokaklara dehşet saçan, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler... Sosyal kehanet? Kara mizah? Özgür iradenin irdelenişi?.. Otomatik Portakal bunların hepsidir. Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir, çünkü Burgess antikahramanı için yeni bir dil yaratır: Yakın geleceğin argosu "nadsat"ı.

... ve Stanley Kubrick'in muhteşem film uyarlaması, yirminci yüzyılın kült eserlerinden biri olan bu romanın şöhretini pekiştirmiştir...
Otomatik Portakal'ı geçtiğimiz sene yaz aylarının başında okumayı planlasam da, araya başka kitaplar girince kitaba başlamayı ertelemiştim. Sonunda bir ay önce başladığım kitap birkaç gün içinde bitti.

Yazarın kurguladığı distopya hakkında söyleyecek çok şeyim yok, aslında. Şiddet dolu fakat başarılı bir gelecek kurgulanmış. Kitabın etkilendiğim özelliği daha çok, yazarın kullandığı dildi. Burgess, distopik gelecekte gençler tarafından kullanılan, argolarla dolu bir dil oluşturmuş. Buna bir de kendisinin çarpıcı üslubu eklenince, kitabı bir oturuşta bitirmek umulduğu kadar kolay olmuyor.

Kitap, şiddetin normal sayıldığı bir distopik dünyaya ve argo kelimelerle dolu bir anlatıma sahip. Bu, beni başta biraz rahatsız etse de okudukça alıştım diyebilirim. Hatta öyle alışmışım ki, kitapta yer alan ve günümüzde normal diye tabir edilen yaşantıyı garipsedim. Burgess'ın kalemi etkileyici; okuru yavaş yavaş kendi normaline çektikten sonra yine aynı şekilde eski düşüncelerine döndürüyor. Fakat döndükten sonra, kitabın etkisinden çıkmanız bayağı uzun sürüyor.

Kitabın çevirisi gözüme batmamıştı, ta ki filmi izleyene kadar. Dost Körpe, Burgess'ın kullandığı dil ile benzer bir hava vermek için başka kelimeler türetmeye çalışmış. O kelimeler orijinal haliyle kalsaydı ve bir dipnotla gerekli açıklamalar yapılsaydı, daha iyi olurdu. Çeviride her zaman anlam kaybı olacaktır ki bu tarz kitaplarda daha da fazla oluyor; fakat anlam kaybı bu şekilde en aza indirilebilirdi. Benim fikrim, çevirinin fena olmadığı yönünde; dilimize daha uygun kelimelerle, dildeki o ahlaksız ve yozlaşmış havanın verildiğini düşünüyorum. Otomatik Portakal'ın diğer çevirilerini okumadığım için, hangi çevirinin daha iyi olduğuyla ilgili bir düşünce belirtemem. Kitabın diğer çevirilerini okuyup daha sonra, bu konu hakkında birkaç cümle daha ekleyebilirim.

Kitabın kapağını çok sevdim. Doğrudan film afişinin kullanılması yerine, filmden ufak tefek ayrıntılar taşıması iyi olmuş, bence. Bu da, film afişi mi orijinal kapak mı ikilemine getirilebilecek üçüncü bir tercihi gösteriyor ki bu kapak, düzgünce yapıldığında orijinal kapaktan bile daha etkileyici bir kapak elde edilebileceğini kanıtlar nitelikte.

Otomatik Portakal, okuduğum en rahatsız edici distopyalardan biriydi. Okudukça, aklın o distopik dünyayı normalleştirmesi ise Anthony Burgess'ın ustalığıdır, benim gözümde. Özgür irade, vandalizm, politika gibi çeşitli kavramların bu atmosferde irdelenmesi, Otomatik Portakal'ı okuduğum en ilginç kitaplardan biri yapıyor. Herkesin, "karabasan gibi bir gelecek atmosferi" olarak tarif edilen bu distopyada bulunmasını tavsiye ediyorum.



Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi?





post signature

19 Mart 2015 Perşembe

Tanıtım: Paula Hawkins - Trendeki Kız

Goodreads Puanı: 3,94 (77.574 oy)
Orijinal Adı: The Girl on the Train
Yayınevi: İthaki Yayınları
Çeviri: Aslıhan Kuzucan
Liste Fiyatı: t 23,00
Sayfa Sayısı: 360
Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi.

"Büyüleyici, sürükleyici, üst seviye bir gerilim. Mutlaka okuyun!"
-S. J. Watson

"Hem karakter yaratımı hem olay örgüsü muhteşem, harika bir kitap! Yeni neslin Alfred Hitchcock’u."
-Terry Hayes

"Zeki, gerilim dolu ve baştan aşağıya sürükleyici bir roman."
-Lisa Gardner

"Aklınızı başınızdan alacak, zekice yazılmış bu psikolojik-gerilim romanı hem muhteşem hem de tren enkazı kadar korkunç!"
-Publishers

"Nefesleri kesen bir ilk roman. En dikkatli okurlar bile, Hawkins olayları teker teker açığa çıkarıp, aşkın ve takıntının şiddetle olan kaçınılmaz bağını ortaya koyarken şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar."
-Kirkus

"Trendeki Kız, her şeyi anladığınızı düşündüğünüz an sizi farklı bir sürprizle karşılıyor."
-Entertainment Weekly
Trendeki Kız, şu sıralar ilgimi çeken kitaplardan biri. Kitap hakkında öğrendiğim bilgilerden sonra, kitabı daha çok merak ettim. Ama bu bilgiler dışında kitabı ilginç kılan en önemli özellik, kapak tasarımı. Kitabın konusunu okumasaydım, sırf bu kapak için bile almak isteyebilirdim :D Hem bu nedenlerden dolayı hem de uzun zamandır gerilim türünde bir kitap okumadığım için, Trendeki Kız'ı alınacaklar listemin ilk sıralarına yerleştirdim bile ^_^

post signature

18 Mart 2015 Çarşamba

Haber: Diskdünya serisi Delidolu etiketiyle yakında raflarda!


Geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden Terry Pratchett'ın Diskdünya serisi, Delidolu etiketiyle yeniden okuyucuyla buluşacak. Delidolu Yayınları ise bu haberi duyurmak için facebook sayfasından yukarıdaki fotoğrafı paylaştı. Fotoğraftan da anlaşılacağı üzere, kitabım basım kalitesi oldukça iyi görünüyor. Benim gibi, bu seriyi okumak isteyen fakat serinin kitaplarını bulamayanlar için harika bir haber, bu ^_^

post signature

11 Mart 2015 Çarşamba

Tanıtım: Kass Morgan - 21. Gün (The Hundred, #2)

Goodreads Puanı: 3,79 (2.514 oy)
Orijinal Adı: Day 21
Yayınevi: Go Kitap
Çeviri: Arın Zengin
Liste Fiyatı: t 17,00
Sayfa Sayısı: 312
DÜNYA’DA YALNIZ OLDUKLARINI SANIYORLARDI.

YANILMIŞLARDI.

The 100 grubunun Dünya’ya ayak basmasının üzerinden 21 gün geçmiştir. İçlerinden birinin uğradığı ölümcül saldırının ardından Dünya’da yalnız olmadıklarını anlayan grup üyeleri yaşadıkları şoku atlatamadan birer birer hastalanmaya başlarlar. Belirtiler radyasyon zehirlenmesini işaret etmektedir. Aynı gün ele geçirecekleri Dünyalı kızın onlara söyleyeceği çok şey vardır. Onların, Dünya’ya ayak basan ilk Koloniciler olmadığı gibi…

WELLS, grubun güvenliğini sağlamak için canla başla çalışırken CLARKE diğer Kolonicileri bulmak için kamptan ayrılacak, BELLAMY ise ne pahasına olursa olsun kız kardeşini bulacaktır. Gemide kalan GLASS ise hayatının aşkı ile kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorundadır.

New York Times çoksatarı THE 100 kitabının devamı olan 21. Gün’de sırlar bir bir açığa çıkarken inançlar sınanıyor ve ilişkiler sınavdan geçiriliyor.
The 100'ı birkaç hafta önce okuyup yorumlamıştım; yorumu için şuraya tıklayabilirsiniz. İki kitap arasında uzun bir zaman beklemeyeceğim için oldukça memnunum. Yayınevi kitabı orijinal kapağıyla çıkardığı için de ayrıca mutluyum ^_^ Muhtemelen daha sonra dizi afişli kapağı da çıkarırlar diye düşünüyorum, tıpkı ilk kitapta yaptıkları gibi. Büyük bir okur kitlesi -ben de dahil ;)- kitabı orijinal kapağıyla edinmişti, onların da isteklerini göz önünde bulundurup kitabı orijinal kapakla çıkarmalarına sevindim.

Serinin ikinci kitabı 21. Gün çok yakında raflardaki yerini alacak. Kitabı merakla beklemekteyim :)

post signature

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...