9 Ağustos 2016 Salı

Yorum: Alfred Bester - Yıkıma Giden Adam

Tür: Bilim Kurgu, Gizem, Klasik, Polisiye
Goodreads Puanı: 3,99 (20.217 oy)
Orijinal Adı: The Demolished Man
Yayınevi: İthaki Yayınları
Çeviri: Barış Tanyeri
Basım Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 262
"Tek bir cinayetle yetineceğim için dünya ne kadar da şanslı!"

Alfred Bester, asıl uğraşı senaryo ve gazetecilik olsa da bilimkurguya ve çizgi romana emek vermeye başladıktan sonra gerçek kimliğini bulan yazarlardan. Yazarın ilk romanı ve tarihin ilk Hugo Ödülü kazananı Yıkıma Giden Adam da zamanının ötesine geçmeyi başarmış, yazılmış en iyi bilimkurgu romanlarından. Bununla da kalmayıp yeni dalga bilimkurgu akımına ve siberpunk'a ilham veren en önemli eserlerden biri.

24. yüzyılda, evrenin en güçlü adamlarından biri olan Ben Reich, yetmiş yıldır adı bile duyulmamış bir suç işlemeye karar verir: Cinayet. Esper adı verilen zihin okuyucuların, daha düşünce halindeyken suçları engellediği bu dünyada, Reich'in amacına ulaşması neredeyse imkânsızdı.

Hükümdarlık adındaki şirketinin, rakip şirket D'Courtney'le girdiği mücadeleyi büyük ölçüde kaybetmesinin ardından başka bir çaresi kalmadığını düşünen Reich, bir yandan kâbuslarında asıl korkusu Yüzü Olmayan Adam'la uğraşıyordu.

Tüm bunlara rağmen Ben Reich pes etmemeye kararlıydı. Aklında yıkımla, Yıkım'a hazırlandığının farkında değildi.

Yıkıma Giden Adam, galaksinin, içimizdeki megalomana verdiği çarpıcı bir yanıt.

Harry Harrison'ın sunumuyla...

"Tüm zamanların en iyi bilimkurgu klasiklerinden biri."
-Isaac Asimov
Yıkıma Giden Adam'ı, diğer bilimkurgu klasikleriyle birlikte fuardan almıştım. Adı ilgimi çektiği için dizindeki diğer kitaplardan önce Yıkıma Giden Adam'a başlamak istemiştim. Kitabı İthaki maratonu kapsamında temmuzda okumayı planlıyordum, olmadı; ağustosun ilk haftasında ancak bitirebildim ^_^

Kitabı okumaya başladığımda, adından başka bir şey bilmiyordum; ne arka kapağını okumuştum ne de konusuna bakmıştım. Bu yüzden, başlarda bu yeni dünyayı anlamakta biraz zorlandım. Bilmediğim, alışkın olmadığın bir ton öge vardı kurguda... Kitabın arka kapağında az da olsa bilgi veriliyor; tavsiyem, başlamadan önce o kısmı okumanız yönünde olacak. Ama, benim gibi yapıp sayfaları büyük bir merakla çevirebilirsiniz de ^_^

Kitap hakkında hiçbir şey bilmediğimden, kurgudaki her şey yeniydi benim için; Esperler, düşünce motifleri, sembollü isimler... Bunlar dışında, olay örgüsünü de orijinal buldum. Alfred Bester, bir cinayet romanı değil; işlediği cinayetten paçayı sıyırmaya çalışan bir adamın hikâyesini anlatıyor. Üstelik bu hikâye, düşünce okumanın yürümek kadar yaygın olduğu bir gelecekte geçiyor. Yani bu kitap sadece bir bilim kurgu kitabı veya gelecekte geçen bir polisiye değil... İki türün de başarıyla ortak bir paydada buluşturulduğu, özgün bir türe ait özgün bir eser!


Kurguya hayat veren çoğu fikir, Freud'un teorilerinden besleniyor. Yapısal kişilik kuramından, yaşam ve ölüm içgüdülerine kadar Freud'un savunduğu birçok düşünce Yıkıma Giden Adam'da mevcut. Hatta bazı terimler, karakterlerin düşünceleri olarak basitçe açıklanıyor. Fakat bazıları da kurgunun içinde, bağlantıların okuyucu tarafından kurulmasını bekliyor; Reich ile D'Courtney anlaşmazlığında olduğu gibi... Kurguyu, karakterlerin kişiliklerini ve neyi, neden yaptıklarını anlamak için kitabı Freudyen psikoloji çerçevesinde ele almak ve değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Yoksa kurgudaki çoğu düşünce, buluş ve eylem mantıksız gelecektir.

Kurgulanan gelecek, ilk sayfalarda doğrudan açıklanmıyor; günümüzle 24. yüzyıl arasında olanlar ve 24. yüzyılın günlük yaşamı kitabın geneline yayılmış. Eh, bir de benim gibi arka kapağı okumadıysanız bu kurgu, ara ara kafa karıştırıcı olabiliyor. Neyse ki, kitabın sonunda her şey açıkça belirtiliyor; böylece aklınızda hiç soru işareti kalmadan son sayfayı da çevirip kapağı kapatmış oluyorsunuz. Gerçi, bu yeni normalliği bir kez kaptınız mı, Alfred Bester'ın 24. yüzyılında kaybolmanız işten bile değil :)

Yıkıma Giden Adam'ı diğer bilim kurgulardan ayıran ve benim fazlasıyla tuhaf bulduğum bir özelliği, bazı karakterlerin adlarında sembollerin kullanılmasıydı. İsimlerin böyle farklı yazılmaları, olayların uzak gelecekte geçtiği hissini güçlendiren bir unsur. Aynı şekilde, Esperlerin düşünce motifleri ve karakterlerin yer yer kelimeler yerine sembollerle düşünmeleri de kurgunun fütüristik yönünü gözler önüne seriyor. Gerçekten de bir şeyi düşündüğümüzde zihnimiz, biz farkında olmadan onunla ilişkili birçok ögeyle de bağlantı kuruyor; kavram ağı oluşturuyor. Alfred Bester'ın bu teorinin bir benzerini, o teori daha bir metot olarak araştırmalarda kullanılmaya başlamadan önce Yıkıma Giden Adam'da kullanması, kendisinin ileri görüşlülüğü hakkında az da olsa ipucu veriyor. Bir de, bazı duygular ve düşünceler yerine onları temsil eden çeşitli imgelerin kullanılması gibi bize pek tanıdık gelen bir olay var ki... Günümüzün emojilerinin o çağa uygun bir bakış açısıyla 1952'de yayınlanan bir bilim kurguda kullanılması, kitabın çağımızdakilerle örtüşen diğer özellikleriyle birlikte ele alındığında Yıkıma Giden Adam'ın neden çağının çok ötesinde bir eser olduğunu net bir biçimde ortaya koyuyor.


Şuradaki Çocukluğun Sonu yorumumda da söylediğim gibi, İthaki'nin bilimkurgu klasiklerinin basımlarına bayılıyorum. Yıkıma Giden Adam da bunun bir istisnası değil... Kitabın kapak tasarımından ve iç sayfalarından gözlerimi alamıyorum, inceleyip duruyorum.

Karakter isimlerindeki garipliği fark edince basım hatası olduğunu düşünüp kitabın İngilizcesi'ne bakmıştım. O yüzden çeviri hakkında da birkaç şey yazabilirim ^_^ Çeviriyi, basımı gibi çok beğendim. Esperlerin oluşturduğu kelime ağları, reklam şarkısının sözleri gibi çevirmesi sıkıntılı olan kısımlara özellikle dikkat etmiştim. Kitabın tamamını İngilizce olarak okumadım ama incelediğim kısımlara dayanarak çeviriyi başarılı bulduğumu söyleyebilirim :)

Yıkıma Giden Adam, bilim kurgu ve polisiyenin ustaca harmanlandığı müthiş bir eser. Yaratıcı kurgusu, ilginç olay örgüsü ve farklı tipografisiyle kitabı favori bilim kurgularım arasına koyuyorum. Açıkçası, Yıkıma Giden Adam'ı daha önce okumadığıma pişmanım zira kitap, bir bilim kurgudan istediğim esas şeyi veriyor bana: Hayal gücümün sınırlarını gerçekten zorluyor. Kitap çok ses getirse de okuyanını pek görmediğimden, Yıkıma Giden Adam'ı herkese tavsiye ediyorum; mutlaka okuyun!



"...Kişinin topluma karşı gelecek yeteneği ve cesareti varsa, ortalama üstü olduğu ortadadır. Onu bırakmamak gerekir. Onu düzeltip bir artı değere çevirmek gerekir. Neden atasın ki? O zaman elinde yalnızca koyunlar kalır."





post signature

2 yorum:

  1. İthaki'nin Bilim Kurgu serisini tamamlamak adına bir neden daha verdin bana. Merak ettiğim kitaplardan birisi. Kısa zaman içinde okuyacağım umarım.

    Yorumun oldukça güzel ve iştahlandırıcı olmuş :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler, merak uyandırabildiğime sevindim ^_^

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...