31 Aralık 2016 Cumartesi

2016 Yılının En İyileri!


2016'nın son gününden merhaba! Herkesin yeni yılını şimdiden kutluyorum; umarım 2017, dileklerimizin gerçekleştiği bir yıl olur ^_^ Bugünü, artık bir klasik haline gelen yılın en iyileri yazıma ayırdım. 2016'da okuduğum en iyi kitapları, izlediğim en iyi dizi ve filmleri listeledim.

Okuduğum En İyi 5 Kitap

Bu sene istediğim kadar çok kitap okuyamadım. Fakat okuduklarımın kaliteli kitaplar olması, bunu az da olsa telafi ediyor :) Ayrıca, bu sene uzun zamandır yapmak istediğim bir şeyi gerçekleştirdim; çizgi romanlara ağırlık verdim. Okuduğum bazı çizgi romanlar, kitaplar gibi o kadar iyiydi ki beni bayağı zorladı; listeye hangi kitapları koyacağıma bir türlü karar veremedim. Ama sonunda, içlerinden 5 tanesini seçtim :)



Bu yıl bitirdiğim en iyi kitap, şüphesiz Rehber'di. Ayrıntılı kurgusu, renkli karakterleri ve mizahi üslubuyla kitap, bu yılın en iyileri listeme girmekle kalmadı; favorilerimden biri de oldu. Bu yüzden, bu şaheseri tereddüt etmeden ilk sıraya koydum.



Okuduğum en iyi bilimkurgular içinde de yer alan Çocukluğun Sonu'nu ikinci sıraya koydum. Kurgu beni o kadar sarsmıştı ki, kitabı bitirdikten günler sonra etkisinden ancak çıkabilmiştim. Bilim kurgu seven, sevmeyen herkese bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum ;)



Bu sene okuduğum en iyi kitaplardan biri de Yıkıma Giden Adam'dı. Yaratıcı kurgusundaki bazı ayrıntılara günümüzde de rastlamamız, kitabın zamanının ötesinde bir eser olduğunu kanıtlar nitelikte. Hayal gücümü zorlayan, ender kitaplardan biri olduğu için bu kitabı en iyiler listeme almayı uygun gördüm.



The Expanse serisi, okuduğum en iyi serilerden biri. Bu seriyi temsilen de serinin ilk kitabı Leviathan Uyanıyor'u listeme aldım. Serinin her kitabı, dolu dolu 500 küsur sayfadan oluşuyor. Kurgusu basit fakat özgünlüğü, bu kurgunun ayrıntılarında... Temposu düşmeyen, sürükleyici bir olay örgüsü var. Yazarların üslubunu da beğenince kitap ve seri, favorilerim arasına girdi.



House of M için mükemmel demiştim; gerçekten de öyle... Çizgi romanın bir tane bile kusurunu bulamadım; kurgusu sürükleyici, çizimleri ayrıntılı ve basımı enfes. Vurguların hepsinin korunduğu bir çizgi romana daha rastlamadığım için House of M, en iyiler listeme girdi.


İzlediğim En İyi 5 Dizi

Bu sene otuza yakın yeni dizi izlemiştim, bunların yarısından fazlasını severek izlediğimi ve takip ettiğimi de göz önüne alırsak; içlerinden 5 taneyi seçmekte ne kadar zorlandığımı siz düşünün :D Seçim yapmak zor olduğu için, seçtiklerimi bir de favori sırasına koymak istemedim. O yüzden dizileri izleme sırama göre listeledim.



The X-Files yaşıtım sayılabilecek bir dizi. Fakat bu demek değil ki, diziyi bu yıl keşfettiğime memnunum. Aksine, keşke diziyi daha önce izleseymişim diyorum. Diziye yapılan göndermeler olsun, Mulder-Scully ikilisi olsun, The X-Files ile alakalı birçok şey görmüştüm ve duymuştum. Ama diziyi açıp bakmamıştım. Neyse ki, bu sene diziye başlamak gibi bir karar almışım. Dizide işlenen bazı teoriler ve düşünceler artık gizemini yitirse de, dönemin bu konulara bakış açısını çok güzel yansıttığından diziyi keyifle izledim. Mulder-Scully kimyası ise, diziyi izlemek için ayrı bir nedendi. Dizileri izleme sırama göre listelemeseydim bile, The X-Files'ı mutlaka ilk sıraya yerleştirirdim ;)



Preacher drama, kara mizah, doğaüstü gibi birçok farklı türü bünyesinde barındıran ve çizgi romandan uyarlanan bir yapım. Senaryosunu sürükleyici buldum ben, karakterleri de ilginç. Dizinin değişik bir havası var; ait olduğu türlerden çok ayrı, çok farklı bir şey... Çizgi romanını okumadım fakat en kısa zamanda başlamak istiyorum.



Bu diziye nasıl daha önce denk gelmediğimi hiçbir zaman anlayamayacağım sanırım... Kendine has acayiplikleri olan karakterlerin ve uygun dozda komedinin olduğu bir dizi, New Girl. Ama ben dizinin en çok samimi atmosferini seviyorum. Dizi daha ilk dakikada beni o sıcak ortama çekmeyi, ekipten biriymişim gibi hissettirmeyi başarıyor. Gerçi, bu sezon pek de beklediğim gibi değil; olaylar umduğum yönde gelişmediği için aynı tadı alamıyorum diziden. Ama bakalım, yeni bölümler neler getirecek...



HIMYM izlediğim zamanlarda, dizinin Friends çakması olduğunu o kadar çok duymuştum ki... Fakat dizinin yayımlandığı dönemde henüz bir çocuk olduğumu göz önüne alarak, yapılan göndermelerin çoğunu anlamayacağımı ve kendimi o arkadaş grubunun bir parçası olarak hissetmeyeceğimi sanmıştım. Bu yüzden Friends'i izlemeyi düşünmemiştim. HIMYM'ın o saçma finalinden sonra ise Friends'e bakmayı aklıma koymuştum. Dizinin yarısını bir haftada silip süpürdükten sonra aklıma, diziyi hemen bitirmemek için kalanını birkaç aya yaymak geldi ve şimdi, buradayım! Haftada birkaç bölüm izlemeye çalışarak, diziye veda edeceğim zamanı geciktiriyorum. Friends hakkında henüz söylenmemiş ne söyleyebilirim, bilmiyorum... O yüzden, diziyi tavsiye etmekle yetiniyorum :)



Vahşi batı yönü öne çıkarıldığı için olsa gerek Westworld, tanıtım fragmanıyla ilgimi hiç çekmemişti. Fakat izleyici sayısının deli gibi artması sonucu, diziye bir şans vermeye karar verdim; iyi ki de vermişim.  Efsane oyuncu kadrosuyla, beyin yakan senaryosuyla, sürekli artan temposuyla ve yaptığı ters köşeleriyle bu yıl izlediğim en iyi dizilerden biri oldu.


İzlediğim En İyi 5 Film

İzlediğim filmleri not etmediğim için listemi oluştururken genelde, aklıma gelen filmlerden seçim yapıyorum; bu sefer de aynısını yaptım ;) 2017'de filmler için de bir uygulama bulup kullanmayı planlıyorum ama bakalım, umarım bulabilirim ^_^



Deadpool, süper kahraman filmleriyle benzer bir kurguya sahip olsa da bunu işleyişiyle diğerlerinden ayrılan bir yapım. Filmin olumsuz bir yanını görmekte zorlanıyorum çünkü filmin oyunculuğu, senaryosu, efektleri, aksiyonu, kısacası her şeyi on numara! Ryan Reynolds ve kendisinin karaktere cuk diye oturması ise Deadpool'u izlemek için ayrı bir neden.



Fight The Future'ı, en az dizisi kadar beğenmiştim. Senaryosu gizemli ve sürükleyici, oyunculuğu başarılıydı. Ama filmin en çok Mulder-Scully ilişkisini işleyişini sevmiştim. Diziyi izleyenler, bu filmi de mutlaka izlemeli; zira film, olayları birbirine bağlayarak kurgunun eksik kısımlarını çok güzel tamamlıyor.



Crimson Peak'i sırf Tom Hiddleston için izlemek istemiştim. Filmi izledikten sonra Hiddleston'ın oyunculuğunun, filmin başarısının nedenlerinden sadece biri olduğunu anladım. Sürekli yükselen tansiyonuyla izleyiciyi kendisine çeken senaryosu ve bu senaryonun hissettirdiği gerilimle, bu yıl izlediğim en iyi filmlerden biriydi.



Rehber'i okurken filmine denk gelmiştim. Başrolde sevimli hobbitçiğim, biricik Watsoncığım Martin Freeman'ı görünce de kitabı bitirir bitirmez filmini izlemeyi kafaya koymuştum. Nitekim öyle de yaptım; son bölümü de bitirdikten sonra filmini izledim. The Hitchhiker's Guide to the Galaxy bence en başarılı uyarlamalardan biri... Douglas Adams'ın mizahi üslubunu beyaz ekrana yansıtmayı başarmakla kalmıyor, muhteşem oyuncu kadrosuyla bunu bir üst noktaya da taşıyor. Kitabı okuduysanız, filmi izlemenizi şiddetle tavsiye ederim ^_^



Romantik komedi neredeyse hiç izlemem, severek izlediklerimin sayısı ise bir elin parmaklarını geçmez. Ama Love, Rosie'yi büyük beğeniyle izledim. Senaryosu klasik aşk hikayelerinden farklıydı, oyuncu performansları ise müthişti. Lily Collins'in oyunculuğunu genelde beğenmezdim fakat bu filmde, beklentimin çok üstünde bir performansla karşıma çıktı. Sam Claflin ise her zamanki gibi mükemmeldi. Bu yüzden Love, Rosie favori romantik komedilerimden ve bu yıl izlediğim en iyi filmlerden biri oldu.


post signature

4 Aralık 2016 Pazar

Yorum: Mark Millar & Steve McNiven - İç Savaş (Civil War, #1-7)

Tür: Çizgi Roman
Goodreads Puanı: 4,05 (24.700 oy)
Orijinal Adı: Civil War
Yayınevi: Marmara Çizgi
Çeviri: İlke Keskin
Basım Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 208
SEN KİMİN TARAFINDASIN?

Marvel evreni değişiyor... Yaşanan bir trajedinin ardından Amerikan Hükümeti, her kostümlü kahramanın maskelerini çıkararak kendilerini devlete tanıtmalarını şart koşan bir 'Süper Kahraman Kayıt Yasası' sunar. Ulusun şampiyonlarının her birinin, hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bireysel kararlar almaları gerekmektedir. Bunu yaparken de çevrelerinde güvenebilecekleri hiç kimse bulunmamaktadır...

Kendilerinden başka!
İç Savaş'ı filmi çıkmadan önce okumayı planlamıştım, aslında. Fakat Gerekli Şeyler'in Avengers okuma sırasını gördüm ve o listeyi takip etmek istedim. Bu yüzden, kitap fuarından İç Savaş da dahil olmak üzere listedeki ilk 8 çizgi romanı aldım. Bunları okumak için kendi kendime Avengers Maratonu başlattım ve şimdi, İç Savaş ile maratonu tamamlamış bulunuyorum :)

Yorumda spoiler vermediğimi, ama fotoğraflarda spoiler olabileceğini belirtip yorumuma geçiyorum ^_^


İç Savaş'ın konusunu zaten filmden ve tanıtımlardan aşağı yukarı biliyordum. Gerçi, filmde bazı yerler çıkarılıp yerine alakası bile olmayan ögeler eklenmişti ve sonunda film, çizgi romandan çok farklı noktaları vurgular hale gelmişti. Bu farklılıktan dolayı, filmi izlemeden önce hakkında biraz araştırma yapmıştım. Ama şimdi kurgunun ayrıntılarını öğrenmek, tarafların tam olarak neyi desteklediğini görmek olayları daha net görmemi sağladı. Olayların gidişatı nedeniyle, seçtiğim taraf konusunda tereddüte düşsem de okudukça, hangi tarafı seçmek istediğim kesinleşti. Yazarın seçtiğim tarafı sorgulatması, kurgunun en büyük artılarından biri bence. Bu arada, yukarıdaki fotoğrafta tarafımı ufak bir dokunuşla belli ettim ^_^

Yine de, kurguda bir şeylerin eksik olduğunu hissettiğimi söylemeliyim. İlk sayfalardan beri, çizimlerde elle tutulur düzeyde bir gerilim var. Gerçekleşen her olay, tansiyonu biraz daha arttırıyor; kahramanların hepsi diken üstünde, olayların nereye varacağını merak ediyor. Olay örgüsündeki bu artan heyecan yüzünden olsa gerek, çizgi romanın sonu beni pek tatmin etmedi. O kadar karşıtlıktan, sürekli yükselen aksiyondan sonra böylesine sönük bir son yazılmasını anlayamıyorum. Cap'in o son sayfalardaki düşüncesini desteklesem de Mark Millar, Cap'in bu hareketine alternatif olabilecek daha mantıklı bir eylem yazabilirdi gibi geliyor bana.


İç Savaş'ın çizimlerini çok beğendim. Bunca kahraman ve yere ek olarak, kurguda bolca aksiyon da vardı. Steve McNiven kahramanların ve yerin ayrıntılarını yakalamakla kalmamış, aynı zamanda bunca hareketi ve dövüşü çizimleriyle canlandırmayı başarmış. Olayların atmosferine uygun tonlamalarla, renklendirmeyi de aynı şekilde başarılı buldum.

Marmara Çizgi, konuşma balonlarında orijinal yazı tipini kullanmış. Kutuların üst köşesinde, olayların nerede geçtiğini belirten kelimelerin fontu ise orijinalinden daha ince. Bunun dışında, kullanılan font orijinaliyle aynı gibi görünüyor.


Vurguların çoğunun korunduğunu görmek beni mutlu etti. İç Savaş'ın orijinal dildeki basımına biraz göz attım da, atlanan vurguların düşündüğüm kadar etkisinin olmadığını gördüm. Bir de, bazı vurguların değiştirildiğini fark ettim. Vurguların yerleri ve vurgulanan kelimeler, çeviriye uygun olarak yeniden düzenlenmişti. Vurguya verdikleri bunca önemden dolayı, Marmara Çizgi'nin bu konuda iyi bir iş çıkardığını söyleyebilirim.

İç Savaş'ın çevirisini de başarılı buldum. Her ne kadar çizimdeki, arka planlardaki yazıların bazıları çevrilmeden öylece bırakılsa da; argo kelimelerin, deyişlerin, ifadelerin anlam açısından doğru bir biçimde çevrilmesi bunu telafi etti. Aynı şekilde, yazıların balon içi yerleştirmelerini de beğendim; balonlarda gereksiz boşluklara denk gelmedim. Sadece, birkaç ünlem cümlesinin daha iyi konumlandırılabileceğini düşünüyorum.


Sonu pek olmamış, dedirtmesi dışında İç Savaş'ın kurgusu gayet iyi; farklı düşüncelere sahip iki taraf ile bu tarafların karşıtlığının neden olduğu o yoğun gerilim ve aksiyon hali başarıyla işlenmiş. Çizimler ise içinde bulunulan ana uygun renklendirme ve tonlamalarla İç Savaş'ı incelemesi zevkli bir eser haline getirmiş. Marvel evreniyle ilgiliyseniz İç Savaş'ı mutlaka okumalısınız. Son olarak, filmi aklınızdan tamamen çıkardıktan sonra çizgi romana başlamanızı tavsiye ederim ^_^




post signature

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...