30 Nisan 2015 Perşembe

Bu ay ne(ler) okudum (Nisan/2015)


Nisan ayını hem kitap hem dizi açısından, istediğim kadar dolu geçirmediğim için biraz pişmanım. Derslerime öncelik verdiğimden dolayı böyle geçti, yoksa eski formuma döndüğümü hissediyorum :) Yaz tatilinden beri kitap okuma konusunda bir iştahsızlığım vardı, İzmir Kitap Fuarı'ndan sonra bunu yendiğimi ve eski "kitap üstüne kitap bitiren" benliğimin geri döndüğünü son birkaç gündür görüyor gibiyim ve bu beni çok mutlu ediyor ^_^


Bu ayı 2 kitapla tamamladım. Tatlı Tehlike, serinin ilk kitabı gibi muhteşemdi *_* Sadece aksiyonunu düşük buldum, onun dışında bir eksiği yoktu. Kitap, en çok da akıcılığıyla hafızama kazındı :)

Kızıl Yükseliş ise okuduğum en iyi distopyalardan biriydi. Özgün kurgusu ve kurguda aşk yerine savaş ve stratejilere ağırlık verilmesi, kitabı severek okumamı sağlayan başlıca nedenlerden. Ben dahil birçok okur tarafından çeşitli distopyalara benzetilse de, benzetildiği kitaplardan çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim :) O kadar iyi ki, bu yıl okuduğum en iyi 5 kitabın arasına girer ^_^

Nisan ayında sizler hangi kitabı/kitapları okudunuz?


post signature

25 Nisan 2015 Cumartesi

Yorum: Wendy Higgins - Tatlı Tehlike (The Sweet Trilogy, #2)

Tür: Fantastik, Genç-Yetişkin, Paranormal
Goodreads Puanı: 4,32 (25.847 oy)
Orijinal Adı: Sweet Peril
Yayınevi: Go Kitap
Çeviri: Bige Turan
Basım Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 440
Görevleri, cennetten kovulan iblislere hizmet etmek olan Nefillerden biri olduğunu öğrendiği günden beri hayatı altüst olan Anna, kötülüğe boyun eğmemeye kararlıdır. Ama dört bir yanda kol gezen fısıldayan iblislerin ve acımasız Düklerin dikkatini çekmemek için o da diğer Nefiller gibi çalışmak zorundadır. Bunun için tüm çekingenliğinden sıyrılıp bir parti kızı oluveren Anna artık tüm eğlencelerin aranılan ismidir. Bu şekilde yaşamaktan nefret etse de o, çok büyük bir amaca hizmet edecek olan "seçilmiş kişidir" ve zamanı geldiğinde ona emanet edilen Erdem Kılıcı ile büyük bir savaşa öncülük edecektir. Ama o güne dek kimliğini gizli tutmalı ve toplayabildiği kadar yandaş toplamalıdır. Bunun için kendisi gibi bir Nefil olan Kaidan Rowe'a duyduğu büyük aşkı bile kalbine gömen Anna, bir yandan "kötü kızı" oynarken bir yandan da iblisleri yeryüzünden silmek için ölümcül bir mücadeleye girişecektir.
Son birkaç haftadır ciddi bir kitap okuyamama sorunuyla boğuşuyordum. Güncel olarak okuduğum kitapları bitirmeden yeni kitaba başlamam ve bunun yaklaşık 3 aydır tekrar etmesiyle şu ana kadar en uzun kitap okuyamama döneminden geçtiğimi fark ettim. Tatlı Tehlike ise beni bu dönemden çıkaran kitap oldu ^_^

Yorumuma geçmeden önce serinin ilk kitabı Tatlı Şeytan yorumum için buraya tıklayabilirsiniz :)

Bu nasıl bir akıcılık, aklım almıyor... Bakın, 3 aydır birbirinden muhteşem 4 kitap okuyordum ki son haftalarda Terry Pratchett'ın Büyünün Rengi'sine başlamıştım. O bile bir yerden sonra gitmedi, kaldı öyle. Ama Tatlı Tehlike'yi 48 saat içinde bitirdim. Uzun zamandır böylesine hızlı bir okuma yapmamıştım, nasıl da özlemişim kitapları arka arkaya bitirmeyi :) Akıcılık diyordum... İşte, geçtiğim bu her okurun kabusu olan döneme rağmen kitabı böyle kısa bir süre içinde bitirebiliyorsam Tatlı Tehlike'yi, okuduğum en akıcı kitapların arasına yerleştiririm.

Kitabın aksiyonu, umduğumdan biraz daha düşüktü. Gerçi sonlara doğru hareketlenmeler oldu ama orta kısım, asıl konuyla alakasız olduğunu düşündüğüm çok fazla olay içeriyordu. Yine de, serilerin ikinci kitaplarında aksiyon düşüklüğü görmeye alışkın olduğum için bu eksikliği pek yadırgamadım.

Tatlı Tehlike ile karakterlerin kişiliklerinin yavaş yavaş oturduğunu görüyor gibiyim. Kitapta karakterlerin geçmişleri, özel hayatları ve benliklerine dair birçok bilgi yer alıyordu ki Wendy Higgins bu bilgilere ilk kitapta yer vermemişti. Bu bilgiler ışığında, bahsedilen karakteri aklımda çok net bir biçimde canlandırabildim. Ayrıca, bilgilerin olay örgüsünün içine göze batmayacak şekilde yerleştirilmesi de, kitabın sevdiğim bir başka unsuru.

Bu sefer, ilk kitabın aksine, kitabın başında auraların açıklandığı bir kısım vardı. Bu kısım, yazarı sürekli olarak her aurayı betimleyip açıklamaktan kurtarıyor. Böyle teknik sayılabilecek bilgilerde tekrara düşülmemesi, benim gözümde kitabın yazım kalitesini arttıran bir etken.

Tatlı Şeytan için okuduğum en iyi melek konulu kitaplardan biri demiştim. Tatlı Tehlike de bu kategoriye girmeyi başardı. Tek eksiği aksiyondu, sanırım. Onun dışında bir eksiği yoktu. Bu seriyle hâlâ tanışmadıysanız, en kısa sürede alıp okumanızı tavsiye ediyorum ^_^



İnsanlar hayattan hep bir okyanusmuş gibi söz ederdi: İhtimaller denizi, olasılıklar deryası. Ancak bir Nefil için hiç öyle değildi. Biz ağlarda tutulan balıklar gibiydik, ya köpek balıkları gibi yapardık ya da onlara yem olurduk. O derya bizim için hiç olasılık barındırmazdı.





post signature

18 Nisan 2015 Cumartesi

20. İzmir Kitap Fuarı


Havaların ısınmaya başladığı, sıcağımsı bir İzmir'den herkese merhaba ^_^ Malum, bugün kitap fuarının ilk günüydü. Ben de neler var, neler yok bir bakmak için fuara uğradım. Tek başıma gittiğim için hiç eğlenemesem de bolca fotoğraf çektim ve standlarda görevli bloggerlarla tanıştım, konuştum :) Fuar fotoğraflarını ise yazının devamında bulabilirsiniz.






















Sahaf kısmına da uğradım. Bu sefer sahaflardaki kitap çeşitliliği daha fazla geldi gözüme. Belki de ilk gün gittiğim için böyle gelmiştir, bilemiyorum... Fakat bu sefer ne yayınevlerinin olduğu salonda ne de sahaflarda ayraç yoktu. Geçen seneki minik, mıknatıslı ayraçlardan geçilmeyen standlardan eser yoktu :/



Gelelim, fuar indirimlerine :D Geçen seneki gibi, bu sene de çok indirimle karşılaşmadım. İndirim aralığı yayınevine göre %20-35 arasında değişiyor. Bazı yayınevlerinin klasikleşmiş 5-10 liralık kitapları vardı, yine. Setlerde çok indirim olduğunu fark ettim. Özellikle Pegasus, Martı ve İthaki'nin set fiyatları uygundu. Gözüm bu setlerde ve ciltli kitaplarda kaldı daha çok :D

Fuardan sadece 2 kitap aldığım için, aldıklarımı yazıya koyma gereği bile duymuyorum :D Ama merak ederseniz, Yorum Cadısı'nın instagram hesabında paylaştım; buradan görebilirsiniz ^_^ Fuarda hangi kitapların, ne kadarlık indirimle satıldığını aşağı yukarı gördüm. Listemi ona göre düzenleyip haftaya büyük vurgunu yapacağım :D

Haftaya sadece ben değil, başka bloggerlar da İzmir Kitap Fuarı'nda olacak. 25-26 Nisan'da SaklamaKabı'ndan Eren, Kitap Telvesi'nden Merve, Yorum Durağım'dan Damla ve daha birçok bloggerla fuardayız. Birçoğuyla yüz yüze görüşmüş olsam da görüşmediğim az sayıda blogger da var ve ben daha çok, uzun zamandır görmek istediklerimle yüz yüze görüşeceğim için heyecanlıyım *_* Gelip konuşmak, tanışmak isterseniz sizleri de bekliyoruz ^_^

post signature

16 Nisan 2015 Perşembe

Haber: Çağlar Boyu Quidditch ve Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? yeniden basılıyor!


Uzun zaman önce baskısı tükenen ve bir daha basılmayan Çağlar Boyu Quidditch'in satışa çıktığını gördüm. Kitap, Idefix ve D&R gibi satış sitelerinde 2015 basımlı ve stokta olarak gözüküyor. Yapı Kredi Yayınları'ndan bu konu hakkında henüz bir açıklama gelmedi. Ama bu kitap basıldıysa, yakında beyaz perdede izleyeceğimiz Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? da basılır diye düşünüyorum.

Bir süredir YKY'nin bu kitapları tekrar basması için imza toplandığını biliyordum. Yayınevinin neden şimdi bu kitapları yeniden bastığını bilmiyorum ama nedeni o kadar da umurumda değil açıkçası :D Kitaplığıma eklemeyi en çok istediğim kitaplardandır, Çağlar Boyu Quidditch ve Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?. HP koleksiyonumu tamamlayacağım için çok heyecanlıyım :)

*Düzenleme: YKY ile iletişime geçmiştim ve Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?'ın yakın bir zamanda yeniden basılacağını doğrulamışlardı. Kitabı D&R şubesinde gördüğümden dolayı artık mutlulukla kitabın raflardaki yerini aldığını söyleyebilirim ^_^

post signature

Tanıtım: Eoin Colfer, ... & Neil Gaiman - Doctor Who: 11 Doktor 11 Öykü (Doctor Who 50th Anniversary E-Shorts, #1-11)

Goodreads Puanı: 4,02 (730 oy)
Orijinal Adı: Doctor Who: 11 Doctors, 11 Stories
Yayınevi: İthaki Yayınları
Çeviri: Emirhan Burak Aydın
Liste Fiyatı: t 27,00 | t 35,00
Sayfa Sayısı: 504
Tüm evrende nam salmış biri olmasının yanı sıra, yaşayan her bir canlının eşsiz olduğunu bilen Doktor, Gallifrey'de yaşayan ya da yaşamış Zaman Lordlarının belki de en farklısı.

Ödünç aldığını iddia ettiği zaman makinesi TARDIS'i, yüzlerce yıllık hayatı boyunca yanından eksik olmayan yol arkadaşları ve nereye giderse gitsin, en az yol arkadaşları kadar ona bağlı olup peşini bırakmayan düşmanlarıyla bir kahramandan daha fazlası.

Televizyon tarihinin en uzun soluklu dizisi Doctor Who'nun ellinci yılı adına, o güne kadar hayat bulmuş on bir Doktor için yazılan on bir öykü; Doktor'un kahramanlık, zekâ ve mizah dolu yepyeni maceralarını bir araya getiriyor.

11 Doktor 11 Öykü için kalemlerini eline alan on bir yazar bu kitapla birlikte Doctor Who efsanesini, olabilecek en kusursuz biçimde yaşatmayı sürdürüyor.

İthaki Yayınları'nın 1000. kitabı olan 11 Doktor 11 Öykü için, bugün galaksimizde yaşayan en ilginç yazarlar, her bir Doktor için yeni bir macera yarattılar!
Uzun zamandır İthaki'nin Doctor Who kitaplarını çıkarması için gün sayıyordum. Sonunda İthaki Yayınları, 1000. kitabı olarak 11 Doktor 11 Öykü'yü seçti ve kitap yarın raflardaki yerini alacak ^_^

Kitapta Eoin Colfer, Michael Scott, Marcus Sedgwick, Philip Reeve, Patrick Ness, Richelle Mead, Malorie Blackman, Alex Scarrow, Charlie Higson, Derek Landy ve Neil Gaiman gibi çeşitli yazarların Doctor Who'nun 50. yılı için özel olarak yazdığı e-bookların toplamı yer alıyor.

Aslında bu kitabın bir de 12. Doktor'lu versiyonu mevcut. Bu bahsettiğim versiyon benim daha çok hoşuma gitmişti; kitapların basım tarzı çok ilginç ve hepsi de muhteşem görünüyorlar *_* Bu kitapla 12. Doktor'lu olan set aynı öyküleri içeriyor; sette 12. Doktor'un yer aldığı fazladan bir öykü bulunuyor. Bahsettiğim seti buraya tıklayarak inceleyebilirsiniz. Gönül isterdi ki İthaki bu seti çıkarsın... Gerçi, Doctor Who ile alakalı olduktan sonra bir hikâye eksikmiş, ne fark eder :D

11 Doktor 11 Öykü'nün ciltli ve ciltsiz olmak üzere iki basımı olduğunu da belirtmeliyim. Kitapların fiyatları birazcık fazla gibi gelmişti. Ama yayınevinin bastığı 1000. kitap ve Doctor Who'ya yaraşır bir kalitede olduğu göz önüne alınırsa, fiyat o kadar da çok göze batmıyor :)

11 Doktor 11 Öykü, İzmir Kitap Fuarı'na gelir mi, bilmiyorum. Ama gelirse kitabı oradan almayı düşünüyorum. Shada'nın yanına 11 Doktor 11 Öykü'yü eklemek için sabırsızlanıyorum ;)

post signature

13 Nisan 2015 Pazartesi

Dizi Notları | 4


Vizelerin bitişiyle okuma düzenim konusunda bir şeyler yaparım diye düşünmüştüm. Ama nedense şu sıralar canım pek kitap okumak istemiyor gibi. Ben de bu kitap bunalımını daha da zorlamak istemediğim için kendimi dizilere verdim ve geçtiğimiz günlerde 3 muhteşem dizi keşfettim.


2 yıl kadar önce Vali'nin her şeyi mahvetmesini daha fazla izleyemeyeceğime kanaat getirip The Walking Dead'i öylece bırakmıştım. Son aylarda ise bir arkadaşımın tavsiyesiyle diziyi tekrar izlemeye karar verdim ama bir türlü izlemek gelmedi içimden. Ben de bu isteği canlandırmak için zombi konulu başka dizilere yöneldim. In The Flesh'i daha önce birkaç kez görmüştüm, TWD izleme isteğimi geri getirmek için iyi bir seçim gibi gözükmüştü.

In The Flesh, İngiliz yapımı bir dizi ve klasik İngiliz dizileri gibi uzun dakikalı bölümleri, az bölümlü sezonları var. Dizi, ölülerin zombi olarak dirilmesinden sonra tedavi edilip evlerine geri gönderildiği bir geleceği konu alıyor. Ekranlarda yer alan diğer zombi konulu diziler gibi bol aksiyonlu bir dizi değil, aksine dram ve biraz da gerilim yüklü bir dizi, In The Flesh. Bu yüzden dizinin ilk bölümünden sonra birkaç gün ara verme ihtiyacı hissettim, ben. İlk bölüm beklediğimden çok daha ağırdı ve gerçekten çarpıcı bir giriş bölümüydü. Dizi için kurgulanan dünya bilim kurgumsu bir kıyamet sonrası senaryosundan çok, gerçekçi bir bakış açısıyla yazıldığı için beni biraz çarptı. Fakat verdiğim birkaç günlük ara yetti; bugün, olmadı yarın diziye kaldığım yerden devam ederim diye düşünüyorum.

Dizinin iptal edildiğini, diziye başladıktan sonra öğrendim ve biraz üzüldüm, açıkçası. Gerçi, dizinin henüz ilk bölümünü izledim. Ama ilk bölümde gördüklerim, diziye devam etme kararını vermeme yetti. In The Flesh'i birkaç günlük aralar eşliğinde izleyip bitiririm diye umuyorum. Devam bölümleri hakkında spoiler yememek için diziyi fazla araştırmadım. Ama öğrendiğim kadarıyla diğer bölümler, ilki kadar rahatsız edici değilmiş. Devamının nasıl gittiğini izleyip göreceğim ^_^


In The Flesh'e ara verince 2014-2015 sezonunda başlayacağını bildiğim ve merak ettiğim bir diziye,  iZombie'ye denk geldim. Madem zombi konulu dizilerle ilgileniyorum, iZombie'ye de bir bakayım dedim ve 4 bölümü arka arkaya izleyip diziye yetiştim. 

Komedi türünde bir zombi dizisi olur mu, demeyin. iZombie, bunun en iyi ve başarılı örneklerinden. Hatta türünün tek örneği olabilir zira daha önce hiç komedi türünde bir zombi dizisi görmemiştim. Aslında, zombi kısmı biraz daha ikinci planda kalıyor. iZombie, ağırlıklı olarak polisiye türünde bir dizi ve aralara serpiştirilmiş komediyi de görebilirsiniz. Dizide olaylar, Olivia adında bir tıp öğrencisinin etrafında dönüyor. Bir partide zombiye dönüştükten sonra hayatını baştan aşağı değiştiriyor. Öncelikli amacı ise insanlara zarar vermeyeceği kolay bir yolla, yemek için beyinlere ulaşmak. Beynini yediği insanların anılarını, yeteneklerini, vs. almasıyla ölümlerine ışık tutabiliyor. Bu sayede bir dedektifle birlikte çalışıp ölen kurbanların davalarını çözüyor.

iZombie'nin bir çizgi romandan uyarlandığını ve araştırdığım kadarıyla içeriklerinin biraz farklılaştığını da ekleyeyim. Yine de dizi, beklediğimden çok daha iyi gidiyor. Dizide rol alan bazı oyuncuları başka yapımlarda severek izlediğim için, iZombie'yi oyuncu seçimleri bakımından başarılı buluyorum. Ama dizi bana göre biraz da çerezlik bir havada. İzleyecek diziniz yoksa veya farklı bir yapım izlemek isterseniz, iZombie'ye bir göz atabilirsiniz ;)


Daredevil'ın diziye çevrileceğini duymuştum ama bu kadar erken olacağını beklemiyordum. IMDb'den 9,3 gibi çok yüksek bir puan aldığını görünce diziye şöyle bir bakmazsam meraktan çatlardım, sanırım :D Bir de Netflix'in dizinin ilk sezonunu tek günde yayımlaması, resmen "aç beni, izle" mesajını veriyordu. Ben de bu mesaja kayıtsız kalamadım ve birkaç bölüm izlemek için başladığım diziyi 2 günde yalayıp yuttum.

Daredevil gerek fragmanları, gerekse oyuncularıyla iddialı bir dizi olacağının sinyallerini vermişti zaten. Ama ben bu kadar da iyi olacağını beklemiyordum. Öncelikli olarak dizi, introsuyla beni benden aldı. Dizileri izlerken ilk birkaç bölümden sonra introları atlayan ben, her dizide izlediğim yetmezmiş gibi bütün gün şu videoyu izleyip duruyorum. Onun dışında oyuncuların ve senaryonun kalitesi de diziyi böylesine severek izlememi sağlayan diğer etmenlerden.

Çizgi romanıyla dizinin olay örgüsünün çoğunlukla paralel gittiği ve oyuncu seçimleri başarılı olduğu için; çizgi romanının fanlarının da diziden tatmin olacağını düşünüyorum. Daredevil hakkında söylenecek daha başka bir şey yok, bence. Marvel evreninden ucundan, kıyısından bir şekilde etkilendiyseniz ki günümüzde etkilenmeyen yoktur diye tahmin ediyorum, Daredevil'i bir şekilde izlemeye karar verirsiniz. Çizgi romanlarını takip ediyorsanız da tavsiye etmeme gerek yok, diziye çoktan başlamışsınızdır bile :)

Önümüzdeki günlerde haftalık bölümleri gelen dizileri izlemeyi düşünüyorum. Başlayacak yeni dizi bulmakta zorlandığım için yarım bıraktıklarıma dönüş yaparım, muhtemelen. Önümüzdeki haftalarda dizi yokluğu çekeceğimi tahmin edebiliyorum; bana tavsiye edebileceğiniz diziler var mı? :)

post signature

10 Nisan 2015 Cuma

Tanıtım: Dükkan Design


Herkese merhaba :) Bu sefer farklı bir tanıtım yazısıyla karşınızdayım ^_^ Kitap, dizi ve film içeriklerine alternatif olarak mekan tanıtımı da yapmayı düşünüyordum bir süredir. İzmir gibi bir şehirde yaşamama rağmen istediğim şeyleri kolaylıkla bulamıyorum. Özellikle sahaf ve kitap-dizi-film içerikli eşyalar satan mekanları bulmak konusunda çok zorlanıyorum. Benim gibi zorlananlar için İzmir'de gördüğüm ve alışveriş yaptığım, kaliteli mekanları tanıtacağım yazılar hazırlamayı planlıyorum. Şu ana kadar aradığım kitapları bulduğum bir sahafla daha karşılaşmadığım için, mekan tanıtımı açılışını bir süredir gittiğim Dükkan Design'la yapmak istedim :)

Bu mekandan daha önce şu yazımda bahsetmiştim. Adı o zamanlar, Karga'ydı; şimdi ise Dükkan Design olarak değişti. Aslında, iyi de oldu bu değişiklik... Mekanın ismi değiştikten sonra ürün yelpazesi de çok genişledi. Ben ise bugün, bu genişleyen yelpazeyi görmek ve mekanın sahibiyle sohbet etmek için Dükkan'daydım. Arada sırada o mekana uğramama rağmen, dükkandakilerle daha önce hiç sohbet etmeye fırsat bulamamıştım. Bu seferki gidişimde hem uzun uzun konuştuk, hem de ben bolca fotoğraf çektim ;)


Takıların bulunduğu kısım, favori yerim :D Daha ayrıntılı incelemek isterseniz, takıların yakın çekim fotoğrafları aşağıda yer alıyor. 












Dükkan'da takı dışında, kitap-dizi-film içerikli başka ürünler de bulunuyor. Benim favorilerim ise asalar, Tardis kumbara, sonik tornavidalar ve duvar saatleriydi :) Asaları yakından inceledim; oldukça başarılı replikalar olduğunu düşünüyorum. Tardis kumbarayı gözüme kestirdim, zaten :D 10. Doktor'un sonik tornavidasından da istiyorum ama yaklaşan kitap fuarını düşünecek olursam, bunu almam şimdilik zor gibi görünüyor.






Buradaki telefon kapları dışında isteğe göre de kap tasarlıyorlar veya üretiyorlar, diye biliyorum. Telefonumu değiştirdikten sonra yeni telefona kap için soluğu yine Dükkan'da alacağım, sanırım :D


Dükkan'ın polaroid yelpazesi de oldukça geniş. Ben bu konuyla pek ilgilenmiyorum ama seçeneğin çok olduğunu görünce fotoğraf çekip paylaşmak istedim :) Hogwarts bina atkıları da alınacaklar listemde... Her ne kadar İzmir'in havası son birkaç gündür nisan görünümlü ocak olsa da, önümüzdeki haftalarda atkı kullanımlık havadan çıkıp bahar havasına gireriz diye düşünüyorum. Bu yüzden de bina atkısı almayı seneye erteledim :D

Dükkan, aslında tasarım üzerine kurulmuş bir mekan. Kendilerinin tasarladığı çok hoş tişörtleri var. Kendi tasarımlarının yanında kitap-dizi-film içerikli birçok tişörte de rastlamak mümkün. Yine, beğendiklerimin birkaçını aşağıda paylaşıyorum.





Hogwarts temalı tişörtlerin yanında bir de sweatshirtleri vardı. Bir Slytherin'li olarak gözüm hemen Slytherin baskısı olanları aradı, ama bulamadım. Ben de, ellerinde olanları dizip fotoğraf çektim :)



Dükkan'ın sahibi Ersin Bey ve çalışanı İpek Hanımla konuştum. Dükkan'a daha birçok yeni malzemenin geleceğini söylediler. Ayrıca sürprizleri de varmış, merakla bekliyorum ben :D

Ayrıca Dükkan'ın yerinin aynı olduğunu, Alsancak İskele'nin tam karşısındaki ara sokakta bulunduğunu da ekleyeyim. Bu ürünlerden satın almak istiyor ama Dükkan'a gelemiyorsanız; mekanla irtibata geçip anlaşabilir, Dükkan'a gelmeden de ürünleri satın alabilirsiniz. Ama İzmir'deyseniz, Dükkan Design'a mutlaka uğrayın. Bu harika mekanda bulunup ürünleri doya doya incelemek ve burada çalışan bu harika insanlarla sohbet etmek inanılmaz zevkliydi, benim için. Siz de, ürün almayacaksanız bile sohbet edip bir kahvelerini içmeye uğrayın, derim ;)

Soru ve görüşleriniz için sizi Dükkan Design'ın facebook ve instagram hesaplarına alayım. Aynı şekilde, mekanla ilgili herhangi bir sorunuz olursa bu yazının altına yorum atmaktan da çekinmeyin :)

Son olarak, Dükkan'dan şöyle bir soru geliyor: Dükkan'da hangi malzemeleri görmek istersiniz? Şahsen ben, Uyumsuz'un topluluk amblemlerinin takı ve tişört olarak Dükkan'a gelmesini isterim. Sizin istedikleriniz neler? İsterseniz buraya, isterseniz Dükkan'ın sosyal medya hesaplarına yazabilirsiniz ^_^

post signature

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...